ne zor seni sevmek… adını içimde büyütüp dudaklarıma sürgün etmek. ne zor dokunamamak; ellerim cebimde, yüreğim yangın yeri. sen bilmezsin, ben seni kalabalıkların ortasında bile sessiz sevdim; bir vapur kalkarken ardından bakar gibi, gitmeye mecbur olduğunu bile bile. beklemeyi senden öğrendim, bir akşamüstü güneşinin denize ağır ağır düşüşü gibi, acele etmeden, isyan etmeden. uzaktan sevmeyi de senden öğrendim; bir şehre âşık olup içinde yaşayamamak gibi. sen başka bir hikâyenin cümlesiydin belki, ben o kitabın kenarına düşülmüş isimsiz bir not. ama bil ki, en çok kenar notları yakar insanın içini. dokunamadım sana, ama geceler boyu omzuna baş koymuş gibi sustum. sesini duymadığım günlerde bile adını içimden fısıldadım; sanki rüzgâr sana ulaştırırmış gibi. ne zor seni sevmek… bir tren garında el sallayıp hiç binemeyeceğini bilmek gibi. ama ben şikâyetçi değilim. çünkü bazı sevdalar kavuşmak için değil, adam olmak içindir.