Merhaba kitap dostlarım,
Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarım Selvi Atıcı’nın Kimliksiz kitabıyla geldim.
Uzun süre önce okumuştum.
Aradan zaman geçmişti. Konusunu biliyordum, sonunu hatırlıyordum. Ama yine de elime aldığım an aynı heyecanla sayfaları çevirmeye başladım… ve yine bir solukta bitirdim. Çünkü Kimliksiz, yüzeyde bir aşk hikâyesi gibi dursa da aslında çok daha derin bir karanlığın içinde ilerliyor.
Deryal Yiğit… nam-ı diğer Kimliksiz.
Çocukluğundan itibaren kirlenmiş bir düzenin içinde büyümüş, gücü hayatta kalmanın tek yolu olarak öğrenmiş bir adam. Onun dünyasında duygular lükstür. Güvenmek hatadır. Sevgi ise zayıf düşmenin başlangıcıdır. Kurduğu düzen; tehditler, hesaplaşmalar ve suskun anlaşmalar üzerine kurulu.
Deryal sadece bir “karanlık adam” değil; geçmişinin yükünü omuzlarında taşıyan, geceleri vicdanıyla baş başa kaldığında susamayan bir karakter. Gücü elinde tutarken aslında içindeki boşluğu bastırmaya çalışıyor.
Ve Burcu…
Burcu’nun Deryal’in hayatına girişi tesadüf değil; zorunlulukların, sırların ve çözülmemiş hesapların ortasında gerçekleşiyor. O da kendi geçmişinin izlerini taşıyor. Hayata karşı dimdik durmaya çalışırken Deryal’in gölgesine girmek zorunda kalıyor.
Bu hikâyede aşk bir anda filizlenmiyor.
Önce çatışma var.
Önce güven problemi var.
Önce geçmişle yüzleşme var.
Deryal’in Burcu’ya yaklaşımı çoğu zaman sert, sahiplenici ve yaralayıcı. Çünkü o, sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyor. Ama Burcu’nun varlığı onun en büyük korkusunu ortaya çıkarıyor: Kaybetme ihtimali.
Kitap ilerledikçe sadece iki insanın ilişkisini okumuyoruz; güç dengelerinin değişimini, geçmiş sırların ortaya çıkışını, Deryal’in içsel çözülüşünü ve Burcu’nun bu karanlık dünyanın içinde ayakta kalma mücadelesini okuyoruz.
Her sayfada şu soruyla baş başa kalıyoruz:
Geçmişi kirli olan bir adam gerçekten değişebilir mi?
Ve bir kadın, sevdiği adamın karanlığına rağmen kendi ışığını koruyabilir mi?
Tekrar okuduğumda fark ettim ki bu hikâye sadece tutkulu bir ilişki değil; travmaların, korkuların ve güç savaşlarının içinde filizlenen bir bağ.
Kimliksiz benim için bu yüzden sıradan bir seri başlangıcı değil.
Derinliği olan, karakterlerin psikolojik çatışmasını iliklerinize kadar hissettiren bir roman.
Ve Selvi Atıcı…
Karanlığı yüzeysel yazmayan, duyguyu derine indiren bir kraliçe kalem.
Bazı kitaplar sadece okunmaz.
İçine çekilir, yaşanır ve yıllar sonra bile aynı etkiyle yeniden okunur.