Puan vermedi·83 syf.····Okunma: 02 Mart 2026 02:53 Okurken büyük olaylar olmadı aslında; bir adam hastalanıyor ve ölüme yaklaşıyor. Ama mesele hastalık değil, o süreçte yaşadığı iç hesaplaşma.
İvan’a çoğunlukla acıdım. Çünkü kötü biri değil. Sadece hayatı olması gerektiği gibi yaşamış biri. Kariyer yapmış, toplumda yer edinmiş, uygun bir evlilik yapmış. Ama hastalandığında anlıyor ki bütün o düzenin içinde gerçek bir sıcaklık yokmuş. Etrafındaki insanların tavrı beni en çok rahatsız eden şeydi. Ölümüne üzülmekten çok onun yerinin kime kalacağını düşünüyorlar. O yalnızlık hissi çok gerçekti.
Kitapta beni en çok etkileyen şey İvan’ın iç sesi oldu. Sürekli “Ya hayatımı yanlış yaşadıysam?” diye sorgulaması...Aslında hepimiz bazen bunu düşünmüyor muyuz? Doğru sandığımız şeyler gerçekten bize mi ait yoksa sadece alıştığımız için mi öyle? Sonlara doğru yaşadığı kırılma ve kabulleniş hüzün bıraktı bende. İvan'ında yaşadığı ölüm korkusundan çok geç fark edilen bir hayatın hüznü.
Kısacası bu kitap bana ölümü değil yaşamayı düşündürdü. Ve belki de en rahatsız edici tarafı buydu.