9/10
·320 syf.··
2026 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 00:00
Çünkü bazı hikâyeler bitmiş gibi gözükseler dahi aslında hiç bitmezler. 2026'nın 3. kitabıyla geldim. Her ne kadar son zamanlarda çok az kitap okusam da çok güzel kitaplar okuyorum ve yine çok beğendiğim bir kitapla karşınızdayım. Ayrıca spoilersız bir inceleme olacaktır. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve nerdeyse tüm kitabı zihnim Damla N. Archeron'un sesi ile okudu. Hani henüz okumadan bana kitaptan rastgele bir paragrafı verseniz "Evet bunu Damla yazmıştır." derdim. Zaten masalsı anlatımları çok seven bir insanım o yüzden bu kitabın yazım dili de tam bana hitap eden bir dildi. Kısaca konusundan bahsedecek olursam, kitabımız bir halk ozanı ile başlıyor. Bu ozan öyle öyküler biliyor ki bazen taşıması ona çok zor geliyor ve ölümlülere anlatamadığı bu öyküleri ölümsüzlere anlatıyor ama ölümsüzlerin ona ihaneti sonucu öyküler ilk hallerini yitirerek başkalaşıyor, durum ozanın kontrol edemediği bir hâle geliyor. Bunun sonucunda da beş büyük büyücü ozanı sessizlik ile cezalandırıyor ve lanetin ancak gerçek ve sonsuz bir öyküyü bulup onlara anlattığında kalkabileceğini söylüyorlar. İnsanlar yardım etmek istiyor ama anlattıkları hiçbir öykü ozanın aradığı nitelikleri taşımıyor. Ozanın bu hâlini gören Peri Kraliçe de ozana yardım edebilecek öyküler bildiğini ve ona anlatabileceğini söylüyor. Biz sonrasında tek tek bu öyküleri okuyoruz en sonda ise yine hikâye ozana bağlanıyor. İlk defa bu tarzda bir kitap okudum ve bence başta bir olayla başlayıp sonra hikâyeler anlatıp ardından tekrar o olaya dönmek çok güzel bir fikir. Konsept olarak da çok hoşuma gitti yani. Dediğim gibi yazım dili de çok güzeldi. Eskiden beri kısa hikâye okumayı seven birisiyim ama romanları tercih ettiğimi belirtirdim her zaman. Bu kitap kısa hikâyelere olan sevgimi arttırdı. Ayrıca bana kısa hikâyelerin sonsuz da olabileceğini öğretti :) Beğenmediğim bir öykü olduğunu söyleyemem. Sadece bayıldıklarıma kıyasla daha az beğendiklerim oldu. Favorilerim... çok fazla seçenek var ama Bilinmedik Portreler, Gezgin Büyücü, Taksus Cadısı ve Yeminkıran'ın yeri çok başkaydı. İlk üçünün en çok yazım dilini beğensem de Yeminkıran'ın favorilerimde olmasının en büyük sebebi karakteri ve konusu. Birçok hikâyede zırım zırım ağladım ama bunun tek sebebi hikâyelerin hüzünlü olması değil; işlenen konular, karakterler, diyaloglar ya da belki de hiç dikkat çekmeyecek ama bana fazlasıyla dokunan bir paragraf... Çok uzun süren bir okuma oldu, evet ben son zamanlarda gerçekten yavaş okuyan biriyim ama bu denli uzun sürmesinin en büyük sebebi hikâyelerin bıraktığı etkiydi diye düşünüyorum. Bir hikâye bitirdikten sonra bir anda yenisine geçemedim çoğu zaman. Birkaç dakika, saat, gün boyunca okuduğum son öyküyü düşündüm. Bu incelemeyi de bu kadar geç yazmamın sebebi bu. Kitap bitince bir anda öykülerin ağırlığıyla baş başa kaldım ve kendimi yalnız bir ozan gibi hissettim. Bu kitap ve içindeki öyküleri (sonsuz da olsalar) ölümlü kulaklara ulaşması için önermek de görevim oldu. (Ödeyeceğim bedellere hazırım) Herhangi bir yaş sınırı bulunmamakta. Çok keyifli bir okumaydı, önerimdir.
1000Kitap
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025625 okunma
·
225 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yeminkıran herkesin mi favorisi olur müthiş bir şey
buglem
Gönderi Sahibi
harika ötesi 🤩
İncelemene bayıldım!!! Böyle bir kitabı anca Damla yazabilirdi diye düşünüyorum her seferinde😭🫂
buglem
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederriiimm 🫶🏼 kesinlikle katılıyorum 💕💕