·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Şubat 2026 12:18 Seyyah romanında iki ana karakterimiz var: Psikiyatrist Bahar Hanım ve Esnaf Sadık Bey. Hikaye, bir gün bu iki karakterin iki insanla karşılaması ile başlıyor. Bahar Hanım sahil kenarında denizi izlerken ani bir kararla yan taraftaki bankta yatan yaşlı bir adama kol kanat germek, iyilik yapmak istiyor ve onu çalıştığı hastanedeki psikiyatri servisine yatırıyor. Sadık Bey ise bir gün dükkânında otururken, yanına bir delikanlı geliyor. Sadık Bey bu delikanlının derdini anlayamıyor ama onu dükkânına çırak olarak alıyor ve dükkânın üst katında bu delikanlıya küçük bir yuva kuruyor.
Ancak bu iki mistik karakterin ortak bir noktası var; yaşlı amca da delikanlı da hiç konuşmuyor. Ne kadar uğraşsalar da soru sorsalar da bu iki karakter asla konuşmuyor. Seyyahların konuşmaması, aslında tasavvuftaki "hâl dili" (lisan-ı hâl) kavramına harika bir gönderme. Fazla ısrarlar sonucu, isimlerini Arapça olarak bir kağıda yazıyorlar. Bu isim: Seyyah.
Seyyahların görevi; yanlarında oldukları, onlara sahip çıkan kişilerin kalplerine dokunmak, onlara doğru yolu hatırlatmak ve Allah'a yöneltmek. Bahar Hanım ve Sadık Bey aslında iyilik yaptıklarını sanarken, asıl iyiliği seyyahlar onlara yapıyor. Yani "alan" ile "veren" el yer değiştiriyor.
Bir kitap fuarında tereddüt ederek aldığım bu kitabı bu kadar seveceğimi ve okurken bu derece huzurlu hissedeceğimi, manevi duygu ile duygulanacağımı düşünmemiştim. Bazen bir kitabın bize hitap etmesi için yüzlerce kişinin o kitabı okuyup yorum yapmasının gerekmediğini öğrendim.
(◕ᴗ◕✿)