·392 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Aralık 2025 13:42 Uzakların çoook uzakların şarkısı...
Kitabı çok beğendiğimi ve yazara özellikle hayranlık duyduğumu belirterek başlayacağım.
Dupduru bir dil, akıcı bir anlatım. İnsanı boğmayan olaylar ve merak unsurunu sürekli canlı tutan bir kitap.
Eserimiz bir yazarın, yazmak yazabilmek için uzaklara gitmesiyle başlıyor.. Yaşadığı travmalara da değiniyor yer yer... Kitapta bahsedilen yazarı çok sevdim. Yazamama sorunuyla başa çıkmak için gittiği yerde yaşadığı şeyler çok daha cezbediciydi. Uzak bir köyde bir ev tutup pekde yakın olmayan bir evden gelen nineyle dost olup hemhal olmasıyla olaylar başlıyor. Ayrıntıya çol girmek kitabın büyüsünü kaçırabilir. Ama burası şahsi kitaplığım olduğu için ve geri dönüp baktığımda yazdığım incelemeyi okuduğumda kitabı tam içinde hisssetmek için ayrıntıya yer vereceğim.
Yazarın komşusu Besti Nine biraz esrarengiz bir kadın. Yazarla Besti Ninenin günübirlik buluşmaları, sohbetleri güzel güzel ilerlerken, Besti Nine'nin evşn bir kapısını hiç açmaması orada bir şey sakladığı hissini uyandırıyor yazarda. İşte tam bu sırada evde duyulan sesler de merak unsurunu hat safaya çıkarıyor. Ben bu kısımları okurken bir hayli heyecanlandım.
Hülasakelam gün gelip o kapı açılınca Besti Nine kapının ardındakiyle yazarı tanıştırınca , asıl hikaye başlıyor...
Bir papağan bir romanın baş kahramanı olabilir deseler, çok da önemsemezdim. Ama bu papağanı çok sevdim. Anlattıklarını daha da çok sevdim.
Papağan ölmeden önce tüm hikayesini yazara aktarmak istiyor ve başlıyor konuşmaya...
Müthiş bir kurgu, harika fantastik olaylar.
Hindistanda meşhur vezir oğlu Gülbadem ile Zencefil'in İstanbula uzanan destansı hikayesi.
Aşk, aldanış, itaat, sabır, dalavere... Ne ararsanız yaşadıkları bu hikayede Padişaha hizmetkar olmaya gelen Gülbadem'in, merakı sayesinde yine padişahı ve devleti kurtarma sürecini anlatıyor.
Çok hoşuma giden bir kitap. Muhtemelen ara sıra açıp Zencefil ve Gülbadem'in konuşmalarını okumak isteyeceğim.