İstasyonun yanındaki küçük meyhaneye girdik. birbirimizin üstünü süpürgeyle temizleyip birer vermut içtik.
"Büyük bir fırtına," dedi bardaki garson kız.
"Öyle.”
"Kar çok geç kaldı bu yıl.”
"Evet."
"Bir çikolata yiyebilir miyim?" diye sordu
Catherine. “Yoksa yemek zamanı geldi mi? Hep açım ben.”
“Ye bir tane.” dedim.
"Fındıklı istiyorum.” dedi.
"Ben de en çok onları severim.” dedi kız.. “En
iyisi odur.”
"Ben de bir vermut daha içeyim” dedim.
Kitabın %80’i bu tarz diyaloglardan oluşuyor. Masa başından kalkmadan uydurulmuş bir hikaye bence gerçeklikten uzak. Tamamen zaman kaybı, hiç bir şey anlatmıyor.