Hepimiz sevdiklerimizin doğum günlerini düşünerek özenle hareket ediyoruz ve sevdikleri pastaları yaptırıyoruz değil mi? Peki ya bunu onlar göçüp gittikten sonra yapacak olsanız? Veya bunu yapar mıydınız? Yine onların sevdiği gibi olacak her şey
Zamanın askıya alındığı tuhaf bir pastane... Arafta, yani ne tam burada ne de tam orada bir yerde. Margot ve yardımcısı Miro'nun işlettiği bu dükkânda hazırlanan cenaze pastaları aslında yarım kalmış vedaların, söylenememiş cümlelerin, pastalar aracılığıyla ölenlere ulaşmak, geride kalanların içindeki o düğümü çözmek için. Yapmak isteyipte yapamadıklarımız gibi...
Özellikle ilk hikaye beni çok etkiledi. Üçüncü gözü olan bir kızın yaşarken asla gerçek manada yaşamıyor oluşu. Ve hiç tanımadığı kişinin onun ruhuna dokunupta son anlarını gerçekten yaşamasına sebep olması.
Bir de bir anne okuyacaksınız... Ama bizlerden biraz farklı bir anne ama geçekten bir anne
Güneş ışığında yaşayamayan, akşamları kızının yanında olmaya çalışan bir anne.
Bu pastanede un krema gerekli tüm pasta malzemeleri var ama mevzu bunlar değil. Anılardır, önemli olan. Ölen kişiyle ilgili olan anıları anlatmak şart.
Onunla olan anılar ve sevdiği her şey. Malzemeler bunlardan seçiliyor hemde özenle. Özellikle bitkilere fıdıldayan öğretmen Won'un da bahçesindeki çiçeklere ihtiyaç var.
İkinci hikayemiz de Mona ve annesi için yapacağı kapkeklerde Akşamsefası çiçeğine ihtiyaç var. Bu hikayede ağladım. Anneannemle o çiçeği aramıştık.
Bu kitap çok farklı yerlere dokunuyor. Bakın fantastik bir hikâye ama ki bu manga sizi çok derinden etkileyecek ve içine çekecek.
Pişmanlıklar, hüzün, özlem, eksikliklerin olduğu o kitap ve bu pasta evine ihtiyacımız var emin olun.