Zamanın Melodisi | Rümeysa Peşman
Merhabaaaaabugün kalbimi bıraktığım, okurken her satırında zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım bir hikayeyle geldim
Hikaye, ana karakter Nisan Başaran'ın geçmişte yaptığı hataları düzeltmek amacıyla ilahi güçlerle bir anlaşma yapması etrafında şekillenir. Nisan, hayatındaki pişmanlıkları silmek için geçmişe -lise yıllarına- dönme şansı elde eder. Ancak bu yolculuk basit bir zaman yolculuğu değil, beraberinde ağır bedeller ve uyulması gereken katı kurallar getiren bir sınavdır. Nisan geçmişe döndüğünde, kendi geçmişine ait olmayan gizemli bir yabancıyla, Sina Vural ile karşılaşır. Sina da tıpkı Nisan gibi gelecekten gelmiştir ve onun da tek bir amacı vardır. Nisan’ı kurtarmak ve geleceği değiştirmek.
Kitabın dünyasına girdiğiniz an, kendinizi Nisan’ın o karmaşık ama bir o kadar da dokunaklı yolculuğunda buluyorsunuz.Geçmişteki hataları düzeltmek için yapılan o tehlikeli anlaşma, kan ve gözyaşıyla mühürlenen kaderler okurken Ben olsam ne yapardım? diye sormadan edemedim. Özellikle Sina Vural'a bir parantez açmak istiyorum Green Flag'ın babası falan mısın acaba Nisan’ı kurtarmak için verdiği o sessiz mücadele, aralarındaki o saf ve derin bağ beni benden aldı. Bazı sahnelerde heyecandan nefesimi tuttum, bazılarında ise gözlerim doldu. Yazarın dili o kadar akıcı ki, fantastik bir kurgu olmasına rağmen olayların içine öyle bir çekiliyorsunuz ki her şey gerçekmiş gibi hissettiriyor.
Oyun değil, istediğini değiştir. Şans değil, karşılığı istenir. cümlesi hala kulağımda çınlıyor. Eğer siz de kaderin oyuna dönüştüğü, fedakarlık ve aşkın harmanlandığı hikayeleri seviyorsanız bu melodiyi kaçırmayın derim.
Rumeysa Peşman