Selamlar,
Hakimliğe giden yolda yaşadıkları, hakimliği boyunca gördüğü davalar ve yakınlarında görülen davaları ardından adliye dışındaki özel yaşamına kapı aralayacağınız türden…
Yazması kolay gibi görünen üç bölüm…
Yazarımız öncelikle üniversiteye hazırlığını, fakülte seçimini, hakimliğe uzanan bu yolculukta eşik duraklarını okurla buluşturuyor.
Sonraki bölümde kendi girdiği davaları, hakim ve savcı arkadaşlarının davalarını aktarırken elbette gizlilik esasında ilerliyor lakin bu bölüm çok keyifliydi.
Son bölümde günlük hayatına, iç dünyasına bir bakış atıyorsunuz.
Sade bir anlatım hayatın gerçek yüzü derken içinizden birinin sohbetini dinliyormuş hissi yakalıyorsunuz..
Hayata, vicdana dair mesajların okura ulaşırken adliye koridorlarının tozunu alıyorsunuz. Bizden bir kitap okuma hissini veren bir başka husus ise yapılan alıntılar ve anlatımın duruluğu oldu.
Davaların anlatıldığı bölümde yer yer tebessüm, kimi zaman hüzün bazen şaşkınlık içinde okudum. Aslında medyanın pek çok bilgi kirliliğini barındırdığını olayların bazen öteki yüzünü kaçırdığımızı anladım.
Yazarımızın ilk bölümde azmi ile hayran bırakması, kitap bittiğinde anlatım tarzı ve kaleminin kuvveti ile de hayran bırakıyor. Davaların her biri farklı duygulara sürüklerken hayatı sorgulatıyor ancak beni etkileyen bir diğer faktör deprem bölgesinde gönüllü olarak yer alması oldu.
Hayata, merhamete, içimizden birine dair izleri buram buram hissettim…
Şunu da söylemeliyim ki Hakim ve Savcıların işi çok zor. Hayatta yapamayacağım bir meslek, fıtratıma ters…
Adaletimizin merhameti, vicdanı, terazisi sağlam olsun, bazı şeylerin kitap ve filmlerde kurgu olarak kalması dileğiyle,
Kitapla kalın…
Genç Bir Ağır Ceza Hâkiminin AnılarıKasımcan Sarıkaya