Gönderi

Hayatta her şey, istisnasız, değişime uğruyor. Geçen her salise, ondan nasibini alıyor ve ben bu akıştan kaçamıyorum. Bir hortum gibi içine çekiyor beni değişim rüzgârı. Kaçmayı istememin hiçbir anlamı olmuyor. Eğer değişim beni bir önceki konumumdan daha yüksek bir noktaya taşımışsa ne mutlu, o zaman bana düşen yalnızca bu hissin keyfini çıkarmak oluyor.Fakat bazen öyle bir değişim yaşıyorum ki her şey altüst oluyor; en değerli varlıklarımı kaybediyorum. Bir zamanlar sonsuza dek sahip olacağımı sandığım şeyler, parmaklarımın arasından kayıp gidiveriyor.Gariptir ki zaman zaman bunu bizzat ben istiyorum.Her şeyimi,hayatımın merkezine koyduğum insanları kendi irademle hayatımın çemberinin dışına itiyorum. Kimi zaman, aslında onlara hiçbir zaman gerçekten sahip olamadığımı fark ettiğim için; kimi zamansa özgürlüğe duyduğum derin bir özlemle….Günün sonunda bu girdap,istesem de istemesem de, beni içine çekiyor; sürüklenirken yıpranıyorum.Bu yüzdendir ki bu kelimeyi duyunca aklımda daima kasvetli,kalbimde ise belirsiz duygular beliriyor. Korkuyorum ondan; fakat mutlu olabilmek için ona ihtiyaç duyduğumu da biliyorum.O yüzdendir ki değişim için adım atmak korkakların işi değil, aksine her ne kadar mutsuz olsanız bile güvenli alanınızdan çıkıp bilinmezliğe yürümek gerçekten cesaret ister.Değişimden ne kadar korksam da, sonunda bana kattığı cesur insan olma düşüncesinden bir o kadar haz duyuyorum,bana yaşadığımı hissettiriyor.Gerçi ne fark eder ki?Zevk alıp almamamız onun hiç umrunda değil.Belki de o klişe söz gerçektir.Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.