Herkese Merhaba
Bugün sizlere Ann Patchett kaleminden Bel Canto kitabının yorumu ile geldim
Mart ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 367 sayfalık bir kitap🩵
Silahların Sustuğu, Operanın Başladığı Yer: Bel Canto
•Güney Amerika’da bir büyükelçilik binası. Japon bir iş adamı olan Bay Hosokawa’nın doğum günü için şatafatlı bir davet veriliyor. Ortamda kimler yok ki? Büyükelçiler, bakanlar, dev şirketlerin CEO’ları. Ve gecenin asıl olayı; dünyanın en büyük sopranosu Roxane Coss'un orada canlı şarkı söyleyecek olması. Tam her şey kusursuz giderken, bir grup gerilla camlardan içeri dalıyor. Hedefleri devlet başkanını kaçırmak ama başkan evde pembe dizi izlediği için partiye gelmemişSonuç? Haftalarca sürecek, dünyanın en tuhaf rehine krizi.
•Bu kitapta beni en çok çarpan şey, rehineler ve gerillalar arasındaki o keskin çizginin zamanla silinmesi oldu.
Bay Hosokawa; operaya olan aşkı yüzünden tüm bu insanları tehlikeye attığını düşünüp vicdan azabı çekiyor. Ama bir yandan da hayatının aşkı Roxane ile aynı çatıda hapis kaldığı için içten içe şanslı hissediyor. Şansın sınırı nedir gerçekten?
Roxane Coss; rehineler arasındaki tek kadın, tek umut ışığı. Sesiyle sadece rehineleri değil, silahlı militanları bile dize getiriyor.
Gen ve Carmen; kitabın gizli kahramanları. Gen, herkesin dilini konuşabilen o dahi tercüman. Carmen ise silahının ardına saklanan gencecik bir kız. Aralarındaki o yasak ve sessiz aşk, kelimelerin bittiği yerde başlıyor.
Müzik Dehası Cesar; hiç eğitim almamış bir gerilla çocuğun, Roxane'ın sesini duyunca içindeki dev yeteneğin uyanması. Savaşın ortasında operanın nasıl birleştirici bir güç olduğunu görüyorsunuz.
•Stockholm Sendromu'nu bir de roman halini okumak istiyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin.
Müzik, silahları gerçekten susturabilir mi? Ya da aşk, bir kuşatmanın ortasında filizlenecek kadar arsız mıdır?
Yazarımızın kalemine sağlık🩵
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ