Puan vermedi·156 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Şubat 2026 10:31 İlk bakışta, “Deliliğe Övgü”nün sahneye çıkan deliliği kendini överken görmek eğlenceli, hatta ironik görünebilir. Ama satırlar ilerledikçe fark ediyorsun ki Erasmus, aslında deliliği değil, akıllı olduğunu sanan insanın çelişkilerini gözler önüne seriyor. Bunu yaparken deliliği bir araç olarak kullanıyor; sanki “Ben deliyim, söylediklerime çok aldırmayın” der gibi. Bu sayede eleştirisi hem güvenli hem de etkili oluyor.
Asıl etkileyici olan ise insanların cehaleti bilinçli olarak tercih etmesi. Aptallık ya da budalalık değil; düşünmek zor, huzur ve konforu bozabilecek bir eylem olduğu için çoğu kişi sürüye ayak uydurmayı seçiyor. Ve işte sert eleştiriler tam burada başlıyor. Ortaçağ papazları ve din adamları yalnızca sembolik örnekler; bugün çevremizde gördüğümüz, düşünmek yerine kolay yolu seçen herkes bu eleştiriden nasibini alıyor. Bu durum bazen insanda huzursuzluk ve kırgınlık yaratıyor. İnsanlar neden düşünmüyor?
“Deliliğe Övgü” bana, aklı kullanmanın bir erdem değil, bir sorumluluk olduğunu hatırlattı. Belki de en acı gerçek şu: Delilik çoğu zaman istisna değil, normdur.
Bu kitap sadece bir hiciv değil; düşünmeyi göze alanlar için sarsıcı bir yüzleşmedir.
İyi Okumalar Kitap Avcıları