Bazı kitaplar vardır; okurken sadece bir hikâye okumaz, aynı zamanda insanların hayatlarına kısa bir yolculuk yaparsınız. Bu kitap da benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. Adliye koridorlarında geçen olayları, insanların çaresizliklerini, bazen komik bazen de hüzünlü anlarını görmek bana hayatın ne kadar farklı yüzleri olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Kitap üç bölümden oluşuyor: Hakimlik Yolu, Hakimlik Anıları ve Adliye Dışı. İlk bölümde Kasımcan Bey’in öğrencilik yıllarından başlayarak hakimliğe uzanan yolunu okuyoruz. Bu kısım bana özellikle emek vermeden hiçbir yere varılamayacağını bir kez daha düşündürdü. Onun azmi ve sabrı gerçekten saygı uyandırıyor.
Hakimlik anıları bölümünde ise adliye salonlarında yaşanan birbirinden farklı insan hikâyeleriyle karşılaşıyoruz. Kimi zaman insanı gülümseten olaylar var; örneğin duruşma sırasında tanığa parmak atan sanık ya da eşinden boşanamayıp hapse girmek isteyen adam gibi. Ama kitabın içinde insanın içini burkan hikâyeler de var. Özellikle fakülte bahçesinde simit satarak hayatını sürdüren Murat amcanın vefatı beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu.
Bu kitabı okurken şunu da düşündüm: Bir hâkim ya da savcı için her dosya sadece bir evrak değil, aslında bir insanın hayatına dokunan bir karar anlamına geliyor. Okur olarak biz olayın duygusal tarafını hissederken, onların o kararları verirken taşıdığı sorumluluğu da düşünmeden edemiyor insan.
Kitap bittiğinde bende kalan duygu ise şuydu: Hayat bazen bir adliye dosyası kadar karmaşık, bazen de küçük bir insan hikâyesi kadar sade. Ama ne olursa olsun, insanın umudunu kaybetmemesi gerekiyor. Çünkü hayatta asıl önemli olan, hâlâ hayattayken hiçbir şey için geç kalınmadığına inanmak.
Yazarın kalemini çok sevdim akıcı ve güzel ilerliyor anı tarzında okuma severler için harika bir kitap
Kasımcan Sarıkaya
Genç Fatmagül'ün Suçu Ne?Alican