Merhabalar herkese, nasılsınız? Ben biraz hüzün doluyum çünkü duygusal ve hassas bir kitap bitirmiş bulunmaktayım. Rob ve Anna'nın hikayesiyle tanıştırıyorum. İkili bir partide tanışırlar fakat asla asla uyumlu iki insan değildir. Anna jilet gibi bir insanken Rob dağınıktır ki zıt kutuplar ciddi anlamda birbirini çeker. Bir süre bu ikilinin sevgililik, flört dönemlerini okuyoruz. İkisininde hayattan beklentisi çok farklı. Anna sabit, stabil ve garanti bir hayatı tercih ederken Rob daha günlük, anlık ve plansız yaşayıp hayallere kapılan taraf. En büyük ortak noktaları birbirlerini sevmeleri ve her yönüyle iki taraf karşı tarafı kabul etmesi. Kısa bir süre evlenip, çocuk sahibi olmak isterler. Çocuklarını sürekli düşük nedeniyle hayatlarını kaybetse bile İkili birbirinden güç alır ve en sonunda çok kıymetli oğulları Jack doğar. Onu büyütmek, hayatlarına dahil olması ikili için büyük bir nimettir. Ciddi anlamda Anna ve Rob harika bir eşten sonra iyi bir ebeveyn olurlar bence. Hayatları istediği gibi ilerlerken Jack'e beyin tümörü teşhisi konur ve yine ikili bu süreci atlatmak için her şeyi yaparlar ve tam kurtulduk dediği andan çok kıymetli çocukları tekrardan hastalanır ve bunun dönüşü yoktur. Bu süreçte birbirini çok seven iki insanın yabancılaşma, depresyon ve çocuğunu kaybetme aşamasında olan iki ebeveynin acısını okumak kalır geriye. Gerçekten çok acı bir şey benim şahsen çocuğum yok fakat üç tane yeğenim can parçalarım var ki onlar benim için çocuğumdur. Düşseler, üzülseler içim parçalanırken can parçanın ölüme her gün daha yakın olmasını izlemek ve hiç bir şeye yapamamak bu dünyadaki cehennem olsa.. Ve bir dizide şu repliğe denk gelmiştim 'Annesini kaybeden öksüz babasını kaybeden yetim ismi veriliyor. Fakat çocuğunu kaybeden ebeveyne bir şey hiçbir şey söylenilmiyor çünkü bu acının bir tarifi yok.' O kadar doğru ki ve bu kitabı okurken iki tarafında kendince karanlığa batmasını, acıyı çekme şekillerini okuyoruz. Ve unutmamak gerekir ki herkesin o acıyla mücadele etme şekli farklı birileri kendini içmeye, ağlamaya vururken başkaları kendini işe verir, kitap okumaya, film izlemeye aynı Anna'nın yaptığı gibi bunu yapıyor diye hayattan zevk alıyor acı yaşamıyor demek değildir çünkü bunu yapmazsa kafayı yiyecektir. Bu kitapta Anna'da kendimi buldum.
Bu kadar şey söyledim okuyun tabii ki de!!!