Şafak Vurgunu Şevval Demirdöğer
Merhabaalar, askeri kurgu okuyanları bu tarafa davet ediyorum. Yeni seri alarmı vererek hazırsanız ilk kitabın yorumuna başlıyorum.
Işıl Atabey, özgürlüğüne kavuştuğunu düşündüğü anda yaşanan bir olay yüzünden yeniden ailesinin dünyasına dönmek zorunda kalır. Ailesini koruyabilmek için aldığı karar ise onu, karanlık geçmişiyle tanınan özel eğitimli asker Ecevit Demirhan’la aynı kaderin içine sürükler. Birbirine tamamen zıt olan bu iki insan, sürüklendikleri zorunlu yolculukta beklenmedik şekilde birbirlerine tutunmaya başlar.
Şevval Demirdöğer’in kalemine zaten Kazazede serisinden hakimdim. O seriyi de çok severek okuyordum ki ne yazık ki final yaptı. Gelelim yeni serimize…
Güçlü bir anlatımın yanında betimlemelerle harmanlanmış bir eser okudum.
Işıl karakterine değinmek istiyorum. Hak ettiği hayatı yaşayamamış olması beni çok üzüyor. Tamam babası yüksek rütbeli bir asker ama Işıl’ım da özgürce bir hayat yaşasa çok güzel olurdu. Tabi o zaman bizim Ecevit ile tanışmazdı ama orası ayrı. Genel olarak şımarık bir karakter okumadığım için mutlu oldum. Bazı askeri kurgularda, babası yüksek rütbeli asker olan kızlar çok şımarıyor, hiç hoşlanmıyorum.
Ecevit’e gelelim biraz da…
İstanbul beyefendisi gibi tavırlar takınan bir karakter olsaydı bence hiç inandırıcı olmazdı. Bu adam sonuçta dağda bayırda yıllarca görevden göreve koşan bir Binbaşı. Tavırlarına bence bunun yansıması kitaba doğallık katmış. Bu karakter şimdi neden böyle yaptı demedim hiç çünkü karakterin bir de geçmişi var ve yazar bize bunu sunuyor.