Buzlu OraletPınar Pars
Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Size bugün Pınar Pars’ın kaleme aldığı "Buzlu Oralet" kitabıyla geldim. Kitabı az önce bitirdim ve etkisinden çıkmam biraz zaman alacak gibi...
Kitap; Şirince’nin huzurlu ama dar sınırlarından İstanbul’un özgürlüğüne uzanan, aslında hepimizin içindeki o "kendi olma" arzusuna dokunan bir kadının, Nesrin’in hikayesini anlatıyor. Nesrin'in yaşadığı zorlukları okurken boğazım düğüm düğüm oldu. Annesinin bencilliği, babasının sessizliği ve kardeşinin sınır tanımaz halleri beni gerçekten bitirdi. Nesrin hayallerine kavuşabilmek için çok sustu ama hayat, hiç ummadığı bir anda sabrının meyvesini verdi diyebilirim.
Nesrin, ailesinin ve toplumun onun için biçtiği elbiseyi çıkarıp atarken, "Şehra" adını verdiği sanatıyla aslında kendi ruhunun kapılarını aralıyor. Bu kapıyı aralamak her şeye yetmiyor belki ama harika bir başlangıç oluyor. Şehra sayesinde hiç bilmediği duygularla tanışıyor. İstanbul ona sadece özgürlük değil, belki de büyük bir aşk getiriyor. Tabii hiçbir şey göründüğü kadar kolay değil... Yıllarca göz ardı edilip iplerini başkasının eline bırakınca, attığın her adımda biraz kararsız kalıyorsun.
Peki, Nesrin artık tüm tabularını kırabilecek mi? Hayalleri uğruna savaşmaya devam edecek mi? Ve en önemlisi; yanında Aziz olacak mı? Size Aziz’den hiç bahsetmedim değil mi? Neyse, o da bende ufak bir sır olarak kalsın; okuyunca o gizemi siz çözersiniz.
Eğer hayatınızda kendinizi bir yerlere ait hissetmiyorsanız ve sadece kendi sesinizi bulmak için küçük bir cesarete ihtiyacınız varsa; bu kitap tam size göre. Bu arada "oralet" detayı o kadar özgün ve samimi ki, okurken bayıldım doğrusu!
Modern Türk edebiyatında ayakları yere basan, zarif ama bir o kadar da güçlü bir karakterle tanışmak isteyen herkes kitabı inceleyebilir. Kalemine sağlık Pınar Akdağ!
Kalemim döndüğünce anlatmaya çalıştım ama emin olun eksik bile anlattım. Umarım kısa zamanda okur ve ne demek istediğimi anlarsınız. Kitapla ve sevgiyle kalın!