“Hayat o kadar acımasız ki, ihtimallerin varlığı bile seni çıkmaz bir sokağa mahkûm bırakabiliyor…”
Ceviz Ağacı Mahallesi – Melisa A.
Hepinize selamlar, hepinize merhabalar
Ceviz Ağacı Mahallesi’nin ilk kitap yorumu ile geldim.
Ceviz Ağacı benim için ellerimde büyüyen bir çocuk gibiydi. Geceler boyu telefondan yeni bölüm gelmesini beklediğim, altını çizmek için sabırsızlandığım cümlelerle dolu o hikâyelerden biriydi. Kitap olacağını öğrendiğimde ise heyecanım daha da arttı. Okurken o kadar tanıdık bir his vardı ki sanki Alçin ve Melih’in hikâyesi benim yanı başımda yaşanıyormuş gibi hissettim.
Hikâyeyi ağırlıklı olarak Alçin’in ağzından okuyoruz, fakat yer yer diğer karakterlerin bakış açısını da görüyoruz.
Alçin; turuncu saçları, çilleri ve uzun boyuyla çocukluğundan beri çevresi tarafından yadırganan, dışlanan bir kız. Veterinerlik öğrencisi olan Alçin aslında yerinde duramayan, kıpır kıpır bir ruh. Öyle ki çocukluğunda ağaç tepelerinden bile inmeyen bir Çalıkuşu. Ama yaşadığı zorbalıklar yüzünden dış dünyaya karşı hep kapalı ve mesafeli görünmeyi öğrenmiş. Hayatında gerçekten yakın olduğu tek kişi ise Sıla.
Ve Melih…
Mahallenin başarılı mimarı, teyzelerin favori damat adayı. Ama Melih’in kalbinde yıllardır tek bir isim var: Alçin.
Melih kendini bildi bileli Alçin’e âşık. Ama yakın arkadaşının kız kardeşi (Kutaycımm)olması hem de Alçin’in kalbinde başka birinin yer alması (Alazın nefeslerini bile engellemek istiyorum)yüzünden hiçbir zaman duygularını açıkça söyleyememiş. Alçin ise Melih’e hep bir abi gibi bakmış. Çocukluğunda her düştüğünde ona koşmuş, ağaçlara çıktığında yanında kimseyi istemese kimse baş edemese de o hep Melih’i bulmuş. Sadece onun yanında “çalıkuşu”olabilmiş.
Kitabın en başında Alçin’i yaralayan, Melih’i ise içine kapatan bir geceden bahsediliyor. Hikâye boyunca bu gece bize parça parça hatırlatılıyor ama gerçekleri son ana kadar öğrenemiyoruz.
Kitap boyunca mahalle sıcaklığını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. O dostluklar, aile bağları, mahalle dayanışması… Gerçekten Ceviz Ağacı Mahallesi’nde yaşamak isterdim. Okurken kendimi orada yaşayan biri gibi hissettim.
Bu hikâye sadece Alçin ve Melih’in aşkı değil. Aynı zamanda platonik bir sevginin insanı nasıl susturduğunu, içinde nasıl büyüdüğünü anlatan çok güçlü bir hikâye.
Alçin’in abisi Kutay ve Zeynep ise kalbimi gerçekten parçaladı…
Her kelimesiyle çok güzeldi. Okuyun, okutun. İnanın buraya destanlar bile yazabilirim.
Bir sonraki yorum postunda görüşmek üzere