Bu eser, sadece bir hikâye değil; yavaşça çürüten, insanın kendine bile itiraf edemediği duyguların sessiz bir patlamasıdır. Yaşlı bir adamın yıllarca bastırdığı yalnızlığı, sessizce sızan hayal kırıklığını ve bir anlık bakışın tüm yaşamını altüst edişini görürsün. Bir tatil otelinin koridorunda başlayan o küçücük sorgulama, sayfalar ilerledikçe bir kalbin nasıl çöktüğünü gözler önüne serer kelimeler değil, duygular konuşur. Zweig, insan psikolojisini öyle ince bir zar gibi işler ki, okurken kendi kalbinde yankılanan çöküşü duymamak imkânsızdır. Okuduktan sonra bırakır: bir hüzün, bir farkındalık ve daha önce hiç fark etmediğin bir içsel sarsıntı.