Esmeralda'nın Acıklı Hikayesi
8/10
·559 syf.··
2026 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 16:18
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Parisliler, sevgili Romalılar... Dünya klasikleri tam metin ve orjinal eserden çevirisinin okunması tavsiyesi ile başlıyorum. Bundan sonrasında spoiler yer almaktadır. Ha yazarın neyi anlattığından ziyade nasıl anlattığı sizin için daha önemliyse kitabı okumaya başlamadan önce söyleyeceklerime kulak verebilirsiniz. 1482 Paris'inde geçen eser, çok karmaşık bir şekilde ve çok insanlı diyalogların yer aldığı Paris Adalet Sarayında başlıyor. Karakterlerin çokluğu, diyalogların sığlığı, hikayenin kopukluğu, yazarın ne anlatmaya çalıştığı... Henüz kitabın başında can çekişmeye başladım. Sonrası daha berbattı; dünya klasiklerinin birçoğunda yer alan ve okuyucuyu yoran mekan tasvirleri bu kitapta nirvanaya ulaşmış olabilirdi. Hele kitapta bir dördüncü bölüm vardı ki, Aman Tanrım! Her taşı, her oluğu, her kapısı, her deliği, her hücresi tasvir edilmiş bir Notre Dame Katedrali ve hemen ardından da tarihi gelişimine varana kadar anlatılmış dönemin Paris'i... Yazarın, okuyucuyu kitaptan soğutacak ve okuyucunun kitabı okumayı bıraktıracak kadar sıkan giriş bölümünü ve bu bölümü yazmasının çok önemli bir nedeni varmış. 1.800'lü yıllarda, Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali'nin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişler. Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini Notre Dame Katedrali'ne çekmek ve yıktırılması istenen katedralin yenilenmesini sağlamak için romanını yazmış. Bu roman, Notre Dame Katedrali'nin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır. Günümüzde de tüm ihtişamı ve heybeti ile ayakta durmaktadır. Ray-ban gözlükleri ile önünde poz verilen Eyfel Kulesi'ni gözardı edersek Notre Dame Katedrali, Paris'in en önemli simgelerinden biri haline gelmiştir. Victor Hugo'nun katedral için yaptıklarını, dışa vurumunu düşününce gerçek sanatçının ve gerçek sanatın anlamı ortaya çıkıyor. Romana dönersek; dönemin sosyal yapısının, adalet anlayışının ve mimari mirasının iyi yansıtıldığı; krallık, kilise ve adalet anlayışının sorgulandığı, eleştirildiği kitabın içine ancak ortasından itibaren girebildim. Tasvirler azaldı, karakterler derinlik kazandı, diyaloglar akmaya başladı. Kitaptan büyük bir keyif almaya başladım. Dünya klasiklerini dünya klasiği yapan en önemli etken; insanın ruhunu, ahlakını iyi yansıtması ve bunu mekandan, zamandan bağımsız olarak evrensel bir boyuta taşınması ayrıca okuyucu ile roman karakteri arasında bir bağ kurabilmesidir. Bu kitapta yer alan ana karakterlerin sayısının fazlalığına rağmen okuyucu ile karakterler arasında bağ kurulmasında zorluk yaşanmadığını düşünüyorum. Son olarak her ne kadar kitaba adını veren Notre Dame'ın Kamburu Quasimodo, kitabın ana karakteri gibi yansıtılsa da bana göre ana karakter; çingene kızı, sevgili keçisi Djali ile beraber dünyaya güzellik katan, güzeller güzeli Esmeralda'nın ta kendisidir. Esmeralda'nın hikayesi evrenseldir. Günümüzde de birçok kadının hikayesi ile benzerlikler göstermektedir. Dört erkeğin arasından çıkıp dar ağacına gidene kadar tercihlerin, seçimlerin insan hayatını ne denli etkileyebileceğine Esmeralda'nın hikâyesinde tanıklık ettik. "Ya benim olursun ya da kara toprağın" diyebilecek kadar saplantılı aşık bir papazın; tiyatro yazarlığı yapan vurdumduymaz şair ruhlu bir filozofun; cellatların elinden kaçıran ve saçının tek teli için bir orduya karşı tek başına göğsünü siper eden sağır, kör bir kamburun; yakışıklı, gamsız, çapkın, serseri bir subayın aşk dörtgeni arasında kendi sonunu hazırlayan üzümlü kekim Esmeralda... (Not; kitabı okumaya gerek duymadan Esmeralda'nın hangi erkeği tercih ettiğini anlamak güç olmasa gerek.) İyi okumalar diliyorum.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.