Edouard Louis’nin bu kitabını bitirdiğimde çok güzeldi mi denmeli yoksa eee, bu kadar mıydı yani mi bilemedim. Beni arada bırakan bir eser oldu. Kitap aslında bir oğulun, zamanında nefret ettiği babasının çöküşünü izlerken hissettiği garip duyguları en çokta acımayı anlatıyor. Babasının geçirdiği iş kazasından sonra nasıl yavaşça çöktüğünü anlatırken suçu sadece babasına değil, devlete ve politikalara atması bence farklı bir bakış açısıydı. "Zenginler için siyaset sadece bir fikir ama fakirler için ölüm kalım meselesidir" sözü ve bunun günümüz içinde geçerli olması biraz tuhaf. Kitap bana biraz kısa geldi; duyguya, kitaba yeni alışmışken son sayfalarda buldum kendimi. Sonlara doğru yazar biraz fazla siyasi takılmış. Sürekli isim verip birilerine kızıyor, bu da hikayenin duygusal havasını dağıtıyor, sanki bir roman değil de köşe yazısı okuyor gibi.
Kısacası kötü bir kitap değil hatta çok dürüst bir metin ama fazla beklentiye girilmemeli. Yazarsa aa şu kitaplarına da bakmalıyım dedirtmedi açıkçası.