5/10
·360 syf.··
2026 8. kitabı
Hayal ve gerçeğin sınırında... Bir taraf çatır çatır çöküyor, gürültüden kulakları patlayacak. Diğer taraf puslu, göz gözü görmüyor, üstelik herşeyi çekiyor, karanlık bir kuyunun dibine kadar. Direncini kaybetmiş, savaşma arzusunu, en kötüsü de hayallerini. Hayalleri çökünce kör gibi bakıyor, gerçeğin karanlığı her yanına sinmiş, bedeni, ruhu, çevresi yapış yapış. Tutacak bir dalı olsa; hepsi yerin dibinde, belki dibe inerse... Hayalleri gerçek mi sandı, yoksa gerçeği hayal mi; bilmiyor. Hayalden gerçeğin tarafına geçmek! Başka yol olmadığına göre geçecek, yoksa boşlukta kalacak; saniye süresince, belki daha az. Hayal ve gerçeğin sınırında çöküşü izlerken buza kesiyor, donuyor; neredeyse kırılacak, toz gibi dağılacak. Başlangıç mı, son mu? Cılız bir ses 'başlangıç' diyor. Yeni umutlar, yeni insanlar, yeni bir hayat. İnsan kırkından sonra yeni bir hayata başlayabilir mi? Utanıyor, başlangıç olmaz, hele böylesi. Son... Son ne demek? Ölüm mü, unutulmak mı, utanarak yaşamak mı? Ölüm hayatın parçası, korkmuyor, unutularak yaşamaktan da, insan bir gün ayağa kalkabilir, zaman zaman da gereklidir ama utanç yok mu? Yüzyılların kırılmasında çocuklar anasından ya yenik doğar, ya savaşçı. Ülke hızla parçalanırken yenik doğmak rahatlık, çünkü yenik adam elinden bir şey gelmeyeceğini bildiğinden ne varsa kabullenir, ama savaşçı doğarsan savrulursun oradan oraya... En kötüsü kabullenmesek... Kabullenmedi. Ne çok savaştı, ne çok çırpındı. İnsan yüreğinde Onur varsa, umut da oluyor. Onur için savaştı, ülkesi için, yaşamı sonra geldi, belki de gelmedi, ama dağılan bir yüzyılda daha doğduğu an ölmüştü! #meki_022kitaplığı @kirmizikediyayinevi @cokokunankitaplar #enverpaşam #enverpasaninsultani
Alıntı
·
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.