Puan vermedi·480 syf.··Beğendi
· "Ona göre suç mahalli bir tuval, kurbanları ise resim yapmak için kullandığı fırçalardı..."
"Oraya dönmek istemiyorum anne.
umurumda değil."
Vail onun ne hissettiğini çok iyi anlıyordu ama aynı zamanda, oğlunun kendi babasıyla bir arada olmaya katlanamadığını düşünmek onu umutsuzluğa düşürmüştü. "Onun ortak velayeti var. Bunu yapmak senin isteğine bağlı değil, benimkine de."
"Mutlaka bir şey yapmalısın anne. Ben oraya dönmeyeceğim."
"Babanın evinde kalman gerekecek. Sana böyle şeyler söyleyecek olursa onu duymazlıktan gel. Bunun zor olduğunu biliyorum. Aynı şeyi ben de yaşadım."
"Evet ama bir gün evi terk etmeye karar verdin ve iş orada bitti."
"Bu o kadar basit değildi, Jonathan."
"Önemi yok. Sen gittin ve ben hâlâ oradayım."
Oğlunun sözleri kalbine birer ok gibi saplandı. Bu o kadar basit değildi ama Jonathan haklıydı: O, orada kısılıp kalmıştı ve kendisi kaçmıştı...
Robby düşünceler içinde alt dudağını ısırıyordu. Bledsoe hızını artırdı. "Profili kim ele geçirmiş olabilir?"
"Kimin ele geçirdiğini biliyoruz," dedi Robby. "Ölü Gözler Katili."
"Ölü Gözler Katili elimizde. Adam kelimenin tam anlamıyla ölü." Bledsoe dönüp Robby'ye baktı. "Hayır. Birisi Karen'ın evine gizlice girip onu çaldı. Birisi onun duvarına bir mesaj bıraktı. Biz onun Ölü Gözler Katili olduğunu sanmıştık."
"Belki de hayatını onu bulmak için harcadı," dedi Del Monaco. "Onun izini bulup öldürmek için. Bu da cinayetin şahsi yönünü, neden onun diğerlerinden çok daha vahşice öldürülmüş olduğunu ortaya koymuş oluyor. Linwood'un elimizdeki eski fotoğraflarına bakınca ölen kurbanlardan her birinin ona benzediği açıkça görülüyor. Esmer, omuz hizasında kesilmiş saçlar, zayıf bir vücut, güzel bir yüz. Hepsi Linwood'un uzantılarıydı. Adamın onu gençken hatırladığı haline benzeyen kadınlar."
Vail sonunda konuşacak gücü toplayabildi. “Kimsin sen?” Fakat Vail ismin öneminin olmadığını fark etti. Fiziksel görüntüsü, saç rengi, yüzü, gözleri… bunlar onun kim olduğunu sormaya gerek bırakmıyordu. Cevap apaçıktı. Vail bir an duraksadı, sonra: “Ben… ben bir ikiz miyim? Bir ikiz kız kardeşim mi var?”
“Ben senin sandığın kişi değilim,” dedi Ölü Gözler Katili.
“O olmalısın,” diye ısrar etti Vail. Her şey yerine oturuyordu. O kâbuslar… bunların sadece birer rüya olmayıp ikizler arasında belgelenmiş şekliyle bir tür ‘ruhsal bağlantı’ olma ihtimali var mıydı? Vail her zaman bu tür olaylara şüpheyle bakardı fakat şimdi bundan o kadar emin değildi.
Tabii ya. “Nellie beni aldı ve seni babamızla bıraktı.”