·200 syf.····Okunma: 08 Mart 2026 15:21 #KitapYorum
#Tartıcı
#AhmetUğur
#AlminaKitap
#MustafaGür
Hikâye
200Sayfa
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Almina Kitap Yayınları'ndan çıkan, Ahmet Uğur'a ait "TARTICI" isimli hikâye kitabını tanıtmaya çalışacağım.
Şu sıralar değişik hikâye kitaplarıyla sık sık tanışıyorum. İyi de oluyor. Uzun soluklu romanlar ve diğer türlerden sonra öykülerde buluşmak dinginliğimi, huzurumu, bakış açımın derinliğini desteklerken; ruhumdaki çiçek desenlerini de özverli bir bahçevanın özenli bakımına teslim etmiş oluyorum. Budanması gereken eksik yanlarımın yerine yeni, taze fidanlara bırakmanın ayrıcalığını, güvenini ve güzelliğini yaşıyorum bir nevi. Belki de sıkılmadan küçük bir bahçede dolaşmanın iç ferahlığını yudumluyorum. Her öyküyle farklı tatlara bulaşan zihnim, aç midenin doygunluğa ulaşması gibi mutmain bir kalple günün sonuna eriyorum. Tüm bu hislerle kolkola yürüdüğüm "TARTICI" kitabı içimdeki çiçeklerin renklerini, kokularını, dokularını duyumsamamı sağladı.
Her hikâye yeni bir sabaha uyanmanın heyecanı gibiydi... Kâh, neşe, kâh hüzün, bazen iç çekiş, çokça ümit, özlem, kadın figüründeki serzeniş, ölüm, ayrılık, dostluk, vicdan yükü, karamsar bir bulutun can çekişen ihtirası, aile bağları, gençliğin ilk çağları, sorumluluk, iç hezeyanlar ve daha cümle duyguyla sohbet ettik yer yer... "BEN KUKİ" hikâyesinde Kukinin sahibi Sulhiyle çok güzel bir eve konuk oldum. Kukinin gözünden insanların iyi ve kötü yaşamlarını fabl tekniğiyle anlatışına tanıklık ettim, bende kalan duygulara sarıldım. Tahsin ve Serpille Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Cunda ilçelerinde dolaştık. Güneşin ve denizin tadını çıkardık. İlginç insanlar tanıdık. Bir karabatak ve martı dostuğunu sessizce bir bankta izledim konuşmalarını dinledim. Hidayetle bir gece İstanbulda depreme yakalandık. Mucize kurtulduk. Doktor Ebu Musa ile Gazze'nin çocuklarına ağladık. Ardından Cahitin gerçek ailesini aradık. Duruyla annesinin evi terkedişine bakakaldık. Tabi "TARTICI" hikâyesiyle içimdeki tüm halıları silkeledik. En çok etkileyen, tüm duyguları tetikleyen bir macerada Hüseyin Amca'nın ölümle kalım arasında geçen süreye şahitlik ettim. Bu yüzden bu anlatıyı biraz açmak isterim:
Kitabın ismi olan "TARTICI" aslında sembolik bir anlam taşıyor. Yazar Ahmet Uğur bu isimle doğrudan bir meslekten çok hayatın ve insanın değerlendirilmesini anlatmak istemiş. “Tartıcı” kelimesi normalde bir şeyi ölçen veya tartan kişi demek. Kitapta ise bu; insanların davranışlarını, kararlarını, doğru ve yanlışlarını değerlendiren bir sembol olarak düşünülebilir. Vicdan ve iç hesaplaşma da denilebilir. Hayatın adalet terazisi bu. Buna göre “tartıcı”, hayatta herkesin yaptıklarının bir gün ölçülüp değerlendirileceğini simgeler. Bu da adalet, sonuç ve yüzleşme fikrini temsil eder. Sonunda ölümle burun buruna geldiğinde gideceği alem belirlenir. Hüsyin Amca sahilde emeklilik sonrası hem vakit geçirmek hem de para kazanmak için tartı aletiyle işe çıktığında neler yaşar? Günler sonra kendini nerede bulur? Gittiği berzah alemi nasıldı? Alacağımız dersler hangileri? Vicdan, hakikat, metaforlar, vahşileşen yürekler... Hepsi ve daha fazlası bu kitapta.
Birilerinin dediği gibi şu dünya hayatı bir tiyatro oyunuysa o da bu kendi oyununun en dramatik sahnesine adımlarını atıyor gibiydi.
"Biz çocuklar Filistin'de hiç büyümüyoruz ki! Ya ölüyoruz! Ya çocuk kalıyoruz!" (s. 92)