Yarım hikaye ~ “ben artık o eski ben değilim”
7/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Kısaca konusu şöyle: Hikâye, şeyh olan babasını kaybeden genç bir adamın hayatında bir gecede gelişen tuhaf olaylarla başlar. Kapısına gelen üç derviş, rüyalar, geçmişten gelen insanlar ve düğün salonunda çalışan arkadaşının gelin kaçırması gibi olaylar birbirine karışır. Kahraman bir yandan eski aşkıyla ve hayatın anlamıyla yüzleşirken, diğer yandan garip ve biraz “masalsı” olayların içine sürüklenir. Roman aslında aşk, yalnızlık, inanç ve hayatın karmaşası üzerine kurulmuş biraz hüzünlü ama şiirsel bir hikâyedir. Turgut iki aşk arasında kalır .Bir tarafta ilahi aşk / maneviyat / babasının yolu.Diğer tarafta bir kadına duyduğu dünyevi aşk Kadına olan tutkusu yüzünden kendi içindeki manevi tarafı öldürdüğünü hissediyor. Bu yüzden romanda sık sık “ben artık o eski ben değilim” hissi var. Turgut’un hayatı düğün salonu gibi: herkes bir araya geliyor, müzik var, gürültü var ama kimse gerçekten mutlu değil. Roman aslında şöyle bitiyor: Turgut bir “eşikte” kalıyor.Ne tamamen kurtulmuş ne de tamamen kaybolmuş. Turgut aslında üç şey arasında kalıyor: İnanç , aşk , vicdan . “İnsan düştükten sonra tekrar ayağa kalkabilir mi?” Bu soru boşlukta kalıyor. Çünkü Turgut’un hayatı da o anda boşlukta. Turgut annesinin ölümlüyle boşluğa düşen bir karakter Eda ise onun tek bir kelimeyle bazen kurtarıcısı bazen cellatı oluyor Babasıyla temsil edilen o eski manevi dünyadan kopmuş.Ama yerine yeni bir kimlik de koyamamış.Kendi merkezini kaybetmiş .Normalde insanın bir iç merkezi olur: inanç , değerler ,kendilik duygusu. Turgut’ta bunların yerini Eda almış.Eda değiştikçe Turgut da değişiyo, adeta Eda ile dalgalanıyor .Eda umut verince Turgut umutlanıyor. Eda uzaklaşınca Turgut çöküyor. Yani kendi ayakları üzerinde duran bir karakter değil. Kitapta sanki kimse kimseyi olduğu gibi sevmiyor Turgut Eda için kendini yok ediyor. Eda Savaş’ın düzelebileceği umuduna tutunuyor.Savaş Eda uğruna kendini değiştiriyor. Turgut Eda için. Eda Savaş için . Savaş Eda için kendilerini öldürüyor. Ama en trajedik kişi turgut . Çünkü savaş ve eda kendilerini öldürüyor kısa bir süre sonra ayrılarak kendi hallerine dönüyorlar ama tugut eskisi gibi olamıyor Edaya kızmıyorum herkes gibi, turgut gibi o da tutunabilecek bir dal aramış . Hiç bir zaman savaşla olan durumunu turguttan saklamadı . Turgut eğer onun boşanmamış olduğunu duymasaydı Edayı unutmasada bu kadar yaralanmazdı . Çünkü o an Turgut’un içinde yeniden umut doğuyor. Aslında en büyük kırılma da burada oluyor. Yani Turgut’un acısını büyüten şey: sadece Eda’yı kaybetmek değil ,tam kavuşacakken tekrar kaybetmek. Bu psikolojide de çok bilinen bir şeydir: İnsan en çok yaklaşmışken kaybettiği şeyden yaralanır. Kitabı bitirdiğim de bir boşluk duygusu kaldı . Çünkü romanda: hiçbir hikâye tam kapanmıyor, hiçbir karakter tam iyileşmiyor, hiçbir aşk tamamlanmıyor Kitabı kapattığımda aklımda beliren sahnenin canlanmadığını gördüm .Ne dramatik bir ölüm var ne kavuşma var ne de kesin bir ayrılık. Turgutun da zihninde zaten sadece Edayla ölmek sahnesi var . Turgut için Eda ile yaşanabilecek en tamamlanmış hikâye bile ölümle biten bir hikâye. Çünkü zaten kendini çoktan tüketmiş. Onun kurtuluşu ne Eda ne Baki. Eda onun çukuru , Baki Sami , hızırı ama kurtuluş ikisinde de değil . Kurtuluş benliğini tekrar bulmasında saklı . Peki aşk ? Bu romandaki üç karakter de kendi yaralarından hareket ediyor. Turgutta Eda ya karşı duygusal bağımlılık , Savaşta denge yok , Eda da ise Savaşı düzeltebilirim bakışı kurtarıcı rolü var . Turgutun sevgisi sanki annesinden oluşan boşluğu doldurmak gibi, onu idealize ediyor , onsuz var olamayacak gibi hissediyor, kendini tamamen ona bırakıyor. Eda onun için belki: bir sevgili , bir sığınak , hatta bilinçsizce anne figürünün yerine geçen biri. Ama trajik olan şu: Eda da kendi yaralarını taşıyan biri. Yani Turgut’un içindeki boşluğu doldurabilecek biri değil. Ama romanın belki de en acı tarafı şu: Turgut aslında kötü biri değil. Hatta tam tersine: derin düşünen ,seven , fedakâr bir karakter. Ama bazen en çok seven insanlar en çok kaybolan insanlar olabiliyor. Kitabın sonundaki boşluk hissi belkide Turgut’un hikâyesi bitmediği için değil , sadece biz orada bıraktığımız için kalıyor .
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.