·208 syf.····Okunma: 08 Mart 2026 21:06 Türkiye'de psikiyatri denilince akla gelen ilk isimlerden biri Engin Geçtan. Engin Geçtan psikolojiyi, psikiyatriyi seans odasından, teorik jargondan insana temas edebilen bir noktaya taşımak için fazlaca uğraş vermiş bir uzman. "Hayat" ve "İnsan Olmak" kitaplarının bu derece popüler olmasının altında yatan sebep de budur. Bunu yaparken alanı da asla bırakmamış teori ve anlam arasında adeta bir köprü gibi kendini konumlandırmıştır.
Kırmızı kitap sanıyorum ilk roman denemesi; kitabın isminden, karakterlerin isimlerine, metnin kurgusundan, felsefi alt yapısına kadar anlayabilmek için derin bir gözlem ve analiz yeteneğine sahip olmanız gerekiyor. Kitabın yayınlandığı dönemde Geçtan, uzun yıllardır psikiyatrist olan çalışan bir hekimdi ve böyle bir kitabı birçok insanın anlamayacağını bile bile yayımlaması bana kalırsa büyük bir cesaret. Kitap modern insanı, onun yalnızlığını ve insanlar arasındaki ilişkilerin ne kadar yakın görünse de uzaklığını anlatan psikolojik bir metin.
Geçtan, bu kitabıyla aslında insan ruhunu anlamak için teorik bilgiden daha çok hikayelere ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Bu nedenle de akademik anlatımın dışına çıkıp edebi bir çevrçeve ile ortaya koymuş olduğu bu eser tam da bu aşkın düşüncelerinin ürünüdür.
Kitap, açık bir olay örgüsünden çok iç monologlar, ruh hali geçişleri, bastırılmış arzular ve bilinçdışı süreçlerle ilgilenir. Karakterler de bir olay örgüsü içinde değil duygusal ve varoluşsal bir perspektifte hareket ederler. Bu yönüyle de roman, dili yalın ama anlamı oldukça derindir.
Çoğu insan anlamsız ve sıkıcı bulmuş kitabı. Burada da şunu sormak isterim;
Hayatın içinde, dış dünya ile kendi iç dünyanız arasındaki geçişlerde ne kadar mahirsiniz? Kitaba temas etmenin, kendimize temas edebiliyor olmakla bağlantısı olduğu düşünüyorum.