Cahit Zarifoğlu, sevgisini şöyle ifade etmiş bir sözünde.. “Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.” Seni sevmenin zor olacağını biliyordum ilk andan bu yana. Olmazlara meyletmemin sebebi güçlü oluşum değil, tuttuğunu koparan bir kadın oluşumdan değil. Seni sevmenin zor olduğunu bile bile seçtim seni sevmeyi. Bunu ben seçtim, sen bunlar için hiç zorlamadın beni.Bu seçimi ben yaptım dedin ya cevap veremediğim bi andı benim için ama üzerine çok düşündüm bunun. İmkansız oluşun umurumda değildi aslına bakarsan, Ne kadar yorulacağım başıma ne geleceğimi, Neler yaşayıp neler yaşayamayacağım değildi mesele. Her şeyin farkında olduğum halde sevdim seni. Senin haberin yokken oldu her şey.. O tanıdık yüz çağırdı beni ve gelemem demedim içime. Kendine gel saçmalama demek yerine zor olacağını bile bile aktı içim gözlerine. Türlü bahanelerle geldim sana, Bendim seni bu çıkmazın içine alan. Eğer bir kabahatli aranacaksa bu aşkta tam olarak o kişi benim.. Saçma sapan bir saatte kitap önerisi almakla başladı her şey.. Sonrasında çözülmeyi bekleyen bir düğüm gibi çözüldü.. Sana ihtiyacım olduğunu hissettiğim o anda rehberde ilk seni aradı gözüm.. Geldin.. İlk o gün zora soktum seni. Bana geldiğin ilk gün incittim seni. Gidemem dedim seni burda böyle bırakamam dedim sen git dedikçe kal dedi gözlerin sabahı edemedim. O ayazda bende seninle beraber üşüdüm ama gıkım çıkmadı.. Bile bile canı gönülden sevdim seni.. Sevmek istediğim için sevmedim, Yanımda olduğun için sevmedim. Yüreğim bi ateşteydi ama yüreğimi sarasın diye sevmedim. Seni sevmek istediğim için sevmedim. Sende bana ait olanları sevdim. Bende sana ait olanlar varmış meğerse.. Dedim ya bunu ben seçtim diye.. Bu bir seçim değildi benim için. Kolay olmadığını bile bile sevdim seni. Dersen ki bi seçim yapmak zorunda kalsaydın o zaman ne olurdu işte o zaman seçerdim yine o bambaşka. Neyin ne olduğunu bilerek seçmekle zor olacağını bilerek teslim olmak arasında epey bi fark var.. Sen böyle yapmadın demiyorum elbette. Ama bilmeni isterim ki ben seninle kolayı ummadım hiç. Yüreğime dokunduğun her an için yeniden doğar yeniden yaşarım.. İnsan ölmeden önce, son yedi dakika hayatında yaşadığı en güzel anları hatırlarmış. Ne zaman ölürüm neler yaşarız iyisiyle kötüsüyle bilmiyorum ama sensizlik cehennem dediğim anlar bile benim için o yedi dakikalardaki en güzel anlar olucak. Bi başkası için bana cehennemi yaşattı dediği o anlar benim için ölürken anımsayacağım en güzel anlar olacak sırf senle yaşandı diye üstelik. Benim senle kötü bir anım olmayacak. Bizim seninle tek kötü bir anımız olmayacak.. Sevgi bağışlayıcıdır, Sevgi affetmek için en büyük nedendir, Sevgide öfke olmaz, Sevgide kin olmaz.. O yüzden ne yaşarsak yaşayalım o anlar benim için hep en güzel anılar olacak ve sen benin ölmeden önceki o yedi dakikadaki hatırlamak istediğim anlılarım olacaksın. Ölüm demişken: İçim hala buz gibi. Ölümün o soğuk yüzüyle bir kez daha karşılaştım yakın zamanda. Birinin karşısına geçip “ başın sağolsun” demek ona çok şey demekmiş. Yaşanmışlıkları bir anda anı bırakmakmış. Titreyen ellerine sarılıp yutkunmaya utanmakmış. Sarıldıkça yalnızlaşan soğuk bir duvar olmakmış. Çaresizlik hissi, O şok hali, Kabullenemeyiş. İçim buz gibi oldu ama üşüyorum diyemedim.. Aynı yerden yanmadık ama ölüm gerçeği her gönle ağırmış bir kez daha anladım. En kötüsü de kaldığın yerden devam etmekmiş. Hayat tam olarak böyle bir şey işte.. Acı yarasını bilene sadece.. Yaş almayı sevmem ben. Saçlarıma aklar düşsün istemem ama süt beyazı şakaklarımı boyayla kapatıp kandırırım kendimi. Göz kapaklarımın düşmesini, Ellerimin kırışmasını, Adımlarımın yavaşlamasını sevmem istemem hiç.. Neden diye sorarsan eğer yüreğimi yakan ölümün bu kadar erken olacağına inandıran 38li yaşıma gelmek istemediğimden.. Bi gün babamın öldüğü yaştayım demekten çok korkuyorum biliyor musun. Her gün onu sardıkları battaniye ile uyuyorum ama bir gün 38 yaşıma gelmekten çok korkuyorum.. İstemiyorum.. Nasıl denir ki içim parça parça sanki. O gün ne olursa olsun benimle ol olur mu.. Çünkü o gün bi başkasını istemeyecek yüreğim. Ne yap ne et benimle ol babamın öldüğü yaşta. O gün sevgine çok ihtiyacım olacak, Sana çok ihtiyacım olacak.. Saçlarını jolelemeden gel ama yine yana tara.. Siyah mı giyersin beyaz mı bilmem ama gel.. Gel ki bende ölmeyeyim o gün.. Başka türlü yaşamak istemem çünkü.. Elimi kapının arasına koyuşuma darılma.. Seni sevmek böyle o kadar güzel ki. Acımıyor canım hiç. Aksada göz yaşlarım heba olmuyor bir damlası bile.. Oturmuş yüreğini döküyorsun, O güzel yüreğinden dökülen satırları kim bilir kimler okuyacak, kimlere dokunacak merhamet dolu kalbin.. Ellerindeki nasırlara kurban olduğum yarim. Ben seninle güçlüyüm, Senin sevginle mutlu içim.. Hüznün hüznüm olsun taşırım ömrüm yettiğince. İyiki çıktın karşıma.. Karşında olmak vardı şimdi.. Bir elin saçlarında bi elin klavyede, Durup düşündüğün anlarda gözlerinin gözlerime değmesini isterdim.. Kahven bittikçe sırf merakımdan ne yazdın diye bakmak için kahveni tazeler sonra omzundan sarılır sol yanına bi öpücük kondururdum.. Meraktan çatlattığın için kızardım o an ama seni yazarken izlemeyi çok isterdim.. Balkonun o loş ışığında ışıl ışıl parlayan göz bebeklerine uzun uzun bakabilmeyi çok isterdim.. Seni daha başka daha çok yaşamayı çok isterdim.. Nazlıdır benim yüreğim sana.. Eylül kadar mı dersen Eylül kadar derim.. Kahrımı da nazımı da çeken yüreğini sevdiğim.. Sensiz nasıl yaşanır bilmem ben.. Öğretme bana bunu.. Yaşatma..
·
118 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.