Selam sizlere #SEHADETSERİSİ’nden tek kitap olan #ŞehadetBayrakİçin ile geldim.
Şu ana kadar yayımlanan tüm Şehadet serisini okuyan biri olarak söylemeliyim ki, yeni kitabı okuyana kadar favorim Mubuka’ydı. “Hani Doğukan?” diyenleri duyar gibiyim. Evet, Doğukan’ı çok sevmiştim ama kalbimi Murat Burak Kayakurt’a (Mubuka) vereceğimi bilmiyordum.
Murat’ın o serseri ruhu, zekâsını ince espriyle harmanlaması, laf cambazlığı, ruhunun derinlerinde sakladığı güzellikler ve o fırlama halleri… Sevdiğim tüm özellikleri tek karakterde toplamışken onu sevmemek, okurken keyif almamak ve empati kurmamak mümkün değildi.
Kısacası… Hey Mubuka, favorimsin!
Bu kadarını söyledikten sonra kitabı çok sevdiğimi ve mutlaka okumanız gerektiğini ayrıca söylememe gerek var mı bilmiyorum ama yine de söylemiş olayım.
Gelelim hikâyeye…
Murat Burak, vatana sevdalı,kendinden emin halleri,aşka inanmayan ve görev dönüşlerinde çapkınlık yapmaktan geri durmayan biri. Ama yanlış anlaşılmasın; derdi kadınlar değil, bağlanmak istememesi. Onun tek sevdası vatan ve bayrak.
Bir görev dönüşü, çok sevdiği dostu Oğuz’un çıktığı bara gider. O gece Oğuz’un grubunun bateristi eşinin erken doğuma alınması nedeniyle sahneye çıkamaz. Oğuz ve Murat’ın yıllar önce yarım kalan bir hayali vardır: birlikte sahne almak. Murat’ın askeri okula gitmesiyle yarım kalan bu hayal o gece gerçekleşir.
Ah, Mubuka’yı bateriye vururken görmek nasip olmadı ama okumak bile yetti. Müziğe kapılışı ve sahnedeki enerjisi izleyenleri adeta büyüler.
Selin ise sağlık sektöründe çalışan, elleriyle şifa dağıtan bir başka vatan sevdalısıdır. Yoğun bir nöbetin ardından arkadaşının doğum gününü kutlamak için bara gider ve sahnenin en önünde yerini alır. Tek amacı arkadaşının gönlünü almak ve biraz eğlenmektir.
Fakat arkadaşı Canan’ın, sahnedeki grubun solistiyle ilgili hayalleri vardır. Hatta kendine solisti ayarlarken Selin’e de bateristi ayarlamaya kalkar. Canan’ın pervasızlığı ile Selin’in naifliği sık sık çarpışır.
Murat ise sahnenin önünde, sırtında gelincik dövmesi olan o kızı çoktan fark etmiştir.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Selin ile Murat kapıda karşılaşır ve aralarında pek de iyi başlamayan ama oldukça çekişmeli bir diyalog başlar. Selin’in Murat’ın sözlerine verdiği zeki cevaplar Murat’ın dikkatini çeker.
Selin bara sinirlenip çıkmak zorunda kaldığında Murat, Oğuz ve Canan’ın Selin’in evine gitme ihtimaline karşı telefon numarasını Selin’in avucuna yazar.
Selin’in bindiği taksinin Murat’ın kaldığı askeri misafirhanenin yoluna doğru ilerlemesi ise kaderin küçük bir oyunu gibidir. Böylece aslında birbirlerine ne kadar yakın yaşadıklarını fark ederler.
Ertesi gün Canan’ın kırıcı sözleri ve davranışları iki arkadaşın arasını tamamen koparır. Selin olanlara anlam veremeyince o gece neler olduğunu öğrenmek için Murat’a mesaj atar.
Bu mesajlaşmalar, aralarındaki zekâ dolu atışmaları ve esprili diyalogları ortaya çıkarırken birbirlerinden etkilendiklerini de saklayamazlar.
Murat, her şeyi konuşmak için Selin’i ilk tanıştıkları bara çağırır. Oğuz’dan Canan’ı da getirmesini ister çünkü tek istediği iki arkadaşın arasını düzeltmektir. Fakat Canan çoktan sınırını aşmıştır ve ipler tamamen kopar.
Kuliste yalnız kalan Murat ve Selin birbirlerinden ne kadar etkilendiklerini artık inkâr edemez. Selin’in “tek seferlik bir şey yaşayalım” teklifi ise Murat için her şeyin başlangıcı olur.
Sahnedeki grup ortalığı ayağa kaldırırken, onlar da kuliste fırtına koparırlar.
Tek seferlik başlayan şey, kısa sürede tutkulu bir ilişkiye dönüşür.Selin artık Mubukanin "Gelincik"diye seslendiği sevgilisidir.
Aşka inanmayan Mubuka bile Selin’in tenine ve kokusuna bağımlı hale gelir.
İkisi de inatçı, ikisi de güçlü.
Dişe diş, göze göz… iki cambaz bir ipte.
Herkese Burak, Selin’e Murat, sevmediklerine ise MUBUKA…
Mubuka dürüstlükten yoğrulmuş bir karakter. Kendisi neyse karşısındakinden de aynısını bekliyor ve bence bu onun en haklı tarafı.
Her şey güzel giderken Murat’ın görevde yaşadığı bir olay onları hiç istemediği bir noktaya sürükler. Görev dönüşü soluğu Selin’in çalıştığı hastanede alır. Gördüğü manzara ise onun için hiç kolay değildir.
Öyle çok seviyor ki…
Öfkesi kabarsa da, kırılmış olsa da oradan gitmez. Hatta Selin’i görebilmek için kırmızı alanı bile meşgul eder.Murat için sen ben yoktur. Biz vardır. Eksiğin eksiğim,yükün benim sırtımda diye merhem olabilecek biridir.Yaşadığı kötü olaylar Selin'i her geçen dibe çekerken Murat sevdiğine can simidi olur. Sevmek nasıl olunur,yük nasıl alınır. Bunu öyle güzel gösterir ki...
Selin’in geçmişten gelen travmaları ve eski ilişkisindeki güvensizlikler zaman zaman Murat’a karşı soru işaretleri yaratır. Bazen okuyucu olarak Selin’i tutup “Karşında Murat var, onu diğerleriyle nasıl aynı kefeye koyarsın?” diye sarsmak istiyorsunuz.
Yine de Selin’in geçmişi ve yaşadıkları onu bu çelişkilerin içine sürüklüyor .
Birinin telefonunda “dermanım”, diğerinin telefonunda “dert” olarak kayıtlılar.
Kader bunun bir tesadüf mü yoksa bir sınav mı olduğunu onlara gösterecek.
Benim için soluksuz ve keyifli bir okumaydı.
Kesinlikle favorimsin Mubuka…
Karakterini sonuna kadar yaşayan insanları sevdiğimi bana bir kez daha kanıtladın.
Eğer hâlâ okumadıysanız, sevgili Tuğçe Aksal kaleminden çıkan bu gerçek hayat hikâyesini mutlaka okuyun. Çünkü ben bu hikâyeyi uzun süre unutabileceğimi sanmıyorum.
Şiddetle tavsiyedir… okuyun, okutun.