Merhaba, yine ben geldim. Bu sefer sevgili Şevval Demirdöğer in Şafak Vurgunu 1 kitabı ile geldim. Uzun bir okuma oldu ama bunun sebebi kitabı sindire sindire ve keyif alarak okumamdı. Benim için güzel bir serinin başlangıcıydı.
Işıl Atabey, Orgeneral Atilla Atabey’in kızı ve Atabey ailesinin tek kız torunu. Ailenin en kıymetlisi… Ama Işıl için bu durum hiç de öyle hissettirmiyor. Hayatını büyük bir ailenin kuralları ve ağır sorumlulukları arasında geçirmek zorunda kalmak, onun yaşıtları gibi özgürce yaşamasına izin vermiyor. Bu durum dayanılmaz bir hâl aldığında babasının karşısına geçip isteklerini açıkça dile getiriyor: Özgür olmak, resim yapmak ve normal bir hayat yaşamak istiyor.
Babası kızını kırmıyor ve ona farklı bir kimlikle yurt dışında yaşama fırsatı veriyor. Ancak bu özgürlüğün sadece iki yıl süreceğini Işıl o zaman bilmiyor. İki yılın sonunda, çok sevdiği sergisini açtığı gün galerisine yapılan hırsızlık ve silahlı saldırı her şeyi değiştiriyor. Sağ kolundan yaralanıyor ve oluşan his kaybı nedeniyle artık resim yapamaz hâle geliyor. Babasının kesin emriyle acilen Türkiye’ye dönüyor. Ama asıl hikâye, dönüşünde onu bekleyen büyük sürprizle başlıyor.
Ecevit Demirhan ise gözü kara, güçlü, kararlı ve işine aşık bir asker. Lakabı “Yıkım.” Bugüne kadar hiçbir görevinden yarım dönmemiş, hayatının büyük kısmını dağlarda geçirmiş biri. Alparslan Aksakallı’dan aldığı emirle görevini bırakıp acilen Ankara’ya geliyor. Görevi ise Işıl Atabey’i canı pahasına korumak, saldırının arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmak. Bunun için de onunla evlenmesi, aynı evi paylaşması ve yakın koruması olması gerekiyor.
Her ikisinin de itirazı sonucu değiştirmiyor. Çıktıkları bu yolda oynanan oyunlar, saklanan sırlar birer birer çözülmeyi beklerken işler daha da karmaşık bir hâl alıyor.
Ve aralarında bir anlaşma yapıyorlar:
Duygu yok.
Aşk yok.
Kıskanmak yok.
Özlemek yok.
Herkesin içinde el ele tutuşmak var ama yalnızken dokunmak yok.
Aşık olan kaybeder.
Ama bu yolda onları hiç beklemedikleri sürprizler bekliyor.
Işıl’ı gerçekten çok sevdim. Pozitifliği, farkında olmasa da içindeki güç ve insanlığı… Bir ressam olarak hayal ettiği ve tuvale aktardığı her detay çok güzeldi. Ecevit’in karanlık dünyası ise bambaşka. Ailesiyle, geçmişiyle verdiği mücadele onun hayatını tamamen karanlıkta bırakmış. Aslında ışığı aradığını bile bilmiyor. Ama hayatına bir ışık girmesi gerekiyordu.
Karanlığın aydınlığa kavuştuğu o şafak vakti, onlar için tam bir vurgun oldu.
Şafak Vurgunu’nun devamını büyük bir merakla bekliyorum.