aşk olarak başlayan durumun saplantı haline dönmesi. yazardan okuduğum ilk kitaptı, kısa olmasına rağmen çok beğendim. yazar aşkı ve birlikte getirdiği ruh hallerini, günlük hayat işlerini yaparken akıldan geçenleri, o oluş halini o kadar iyi anlatmış ki yaşıyor gibi hissettim. birkaç incelemede yazarı çok fazla cinsellikten bahsettiği ve kitapta evli bi adamla ilişki yaşadığı için eleştirmişler. öncelikle; aşk dediğimiz olgunun büyük bir çoğunluğu tutku ve cinsellik değil midir zaten? sonralıkla; kim toplumsal normlara yüzde yüz uyacak bir yaşam yaşıyor? hadi varsayalım ki yaşıyoruz, kitaplarda bunu arama gereksinimi neden?