Bu kitap benim hayatıma tam vaktinde girmişti. Ergenlik dönemime damga vurmuştu. Belki yüz defa okudum. Abartı değil; gerçekten defalarca. Ben o kitabı sadece hikâyesi için okumuyordum. Orada bir ruh hâli vardı ve ben o ruh hâline tekrar tekrar dönüyordum. İnsan ergenlikte dünyayı çok keskin hisseder; haksızlıkları da, yalnızlığı da, sevgiyi de. Zülzine tam o yaşın kitabıydı benim için. Bugün aynı yoğunlukla okur muyum bilmiyorum. İnsan büyüdükçe bazı kitaplarla arasına mesafe giriyor. Ama şu kesin: bu kitap benim ergenliğimin dilini taşıyor. O yüzden benim için sadece bir roman değil; bir dönem, bir ruh hâli.