Etkileyici ve aynı zamanda oldukça rahatsız edici bir kitaptı benim için. Öncelikle şunu belirteyim; eğer kan, vahşet, korku unsurlarını sevmiyorsanız veya bu tarz durumları içeren betimleme ve anlatımlardan rahatsız oluyorsanız okumanızı tavsiye etmem.
Kitap iki bölümden oluşuyor. İki kardeş kendi bakış açılarıyla savaş esnasında cephedeyken ve evdeyken yaşadıklarını anlatıyor. Bu durum bize iki farklı bakış açısı ile savaşa ve savaşın hangi koşullarda olursak olalım insana neler yaşattığını çok etkileyici bir biçimde gösteriyor. İlk kısım savaşın cephede yaşanan kısmı, bir askerin gözünden bakıyoruz olaya. Askerin içinde bulunduğu durum korkunç, çevresinde şahit olduğu şeyler korkunç, öyle bir psikolojide ki artık ölümün her türlüsü görmüş ve gözüyle son derece vahşice ölen birini gördüğünde bile tepkisiz kalıyor. Cephede bulunan doktorlar dahi artık delirmiş, mental ve fiziksel açıdan korkunç haldeler. Herkesin tek dileği evine, sevdiklerine dönmek. İki laflarından birisi evim oluyor... Derken asker olan kardeş savaşta iki bacağını kaybediyor, evine gönderiliyor. Başlarda evine döndüğü için mutlu ancak savaşın ondan kopardığı iki bacağı ve bozulmuş zihniyle zaman geçtikçe farklı bir ruh haline bürünüyor. Zaten döndüğünde dahi savaşın dehşeti tam anlamıyla bitmiyor. Aksine, gördüğü şeylerin zihninde büyümeye devam ettiğini fark ediyor. Evinde, sokakta, insanların arasında bile savaşın uğultusunu duyar gibi oluyor. Kendisini odasına kapatıp yazmaya başlıyor ne yemek yiyor ne de başka ihtiyaçlarını karşılıyor, sadece ve sadece yazıyor ancak ne yazık ki ölüyor ve ikinci kısma geçiyoruz. İkinci kısım ise sıradan bir vatandaşın gözünden savaşın nasıl olduğu, ikinci kardeş yazıyı devralıyor ve devam ettiriyor. Bir savaşın nasıl usul ve sinsice ilerleyerek kendi yaşadığı yere kadar nasıl geldiğini anlatıyor. Etrafındaki herkesin delirişini, ellerindeki her şeyi kaybedişlerini, sevdiklerinin ölümünü, korkuyla yaşamanın çaresizliğini...
Okurken çok geriliyor insan, tasvirler ve duyguyu geçirişi bence muntazam. Şu anda içinde bulunduğumuz dönemde dünyada yaşananları göz önünce alınca okurken ekstra bir korkuyor insan, ister istemez empati yapıyorsunuz ve bu durum gerçekten çok rahatsız edici...
Kitapta da denildiği gibi;
"Savaş gerçeğinin kendisine alışamıyorum, esasen akılsızca olan bu şeyi anlamayı ve açıklamayı aklım reddediyor."