Romanın geneli Ankara’dan İstanbul’a giden bir TCDD treninin yemek vagonunda geçiyor. Romanda birbirinden bağımsız üç ana karakterin, bir dergiye fotoğraflar veren Şebnem’in fotoğraflarını görmeleri üzerine kendi iç dünyalarına ve geçmişlerine yolculuk yapmaları ve kendi hayatlarını pek çok açıdan sorgulamaları merkeze alınıyor. Romanın sonunda birbirinden bağımsız üç kişiyi aynı dergi pozları bir araya getirir.Kitapta beni en çok etkileyen şey bir dergi pozunun insanların günlerinin gidişatını yönlendirebileceğini ve o günkü düşünce ve sorgulamalarını büyük ölçüde ele geçirebileceğini göstermesi oldu. Günlük hayatlarımız da küçük detayların birleşiminden oluşuyor zaten.