Bir Hayal Kırıklığı
3/10
·528 syf.··
2026 1. kitabı
Aradan geçen uzun bir zaman sonrasında Armoni Elementleri serisinin son kitabının başına oturabildim. Tek günde bitirdiğim bu kitaptan, baştan söyleyeyim, hiç ama hiç memnun değilim. Neden memnun olmadığıma geleceğim ama ondan önce şunu demek istiyorum: Tepkilerim biraz abartılı kaçarsa kusuruma bakmayın. Neden sevmediğime gelecek olursam bunun birden fazla nedeni var. Fakat tek bir cümle ile anlatmam gerekirse şöyle diyebilirim: Bu kitap bende bir ortaokul çocuğunun elinden çıkmış hissiyatı uyandırdı. Yanlış anlaşılmasın; bu lafı herhangi bir hakaret amacıyla kullanmıyorum. Olayların ele alınış biçimi, karakterlerin davranışları, büyü sistemi ve final kısmı gerçekten de yazarın önceki iki kitabına göre çok kötü bir şekilde anlatılmış. Gelin, neden böyle düşündüğümü detaylı bir şekilde anlatayım. -------------------------------------------------- Okumayanlar için Spoiler barındırabilecek bölüm -------------------------------------------------- İlk değineceğim kısım gereksiz olaylar ve alınan riskler olacak. Kitabın bir bölümünde Astrid karakterimiz Ryan adlı bir çocuğu kurtarmak istediğini söylüyor. Geçmişte ne kadar arkadaş oldukları ikinci kitapta anlatılmış olsa da biz okurken aralarında herhangi bir arkadaşlık kırıntısı göremedik. Tüm dünyayı tehlikeye atan bir olay var ortada; namı değer kötülük tüm evreni tehdit altında bırakıyor. Herkesin ve her şeyin sonunun geldiği söylenirken ana karakterimiz bunu durdurmak için yola çıktığında Astrid, “Ryan’ı kurtarmam gerek.” diyerek neredeyse koskoca evrenin yok oluşuna sebep olacaktı. Peki diyeceksiniz ki Ryan herhalde bu savaş için önemli biridir, bir artısı olmalı. Özür dilerim ama hayır. Kurtarıldıktan sonra bir daha görmüyoruz kendisini. Yazar bile unutmuş olacak ki finalde hiçbir şekilde bahsetmedi. İkinci değineceğim kısım ise önemli olayların çok hızlı geçilmesi ve önemsiz olayların aşırı derecede uzun tutulması. Yani burada bir bakıma şundan bahsediyorum: Ana karakterimiz birçok kez falcılara ve kâhinlere ziyaretler gerçekleştiriyor. Her birine uğramadan önce o falcı veya kâhin hakkında duyumlar alıyoruz; işte şöyle bir bedel ister, şöyle biridir, şöyle bilgiler edinebilirsiniz vs. Hal böyle olunca falcı veya kâhin ile karşılaştıklarında ister istemez uzun bir sekans beklentisine giriyor insan. Ama hayır, bir sayfanın yarısı kadar bir bölümde sekans bitiyor. Buna birçok örnek verebilirim fakat hepsini yazarsam bu incelemeyi hem benim yazmam hem de sizin okumanız saatler alabilir. Bu yüzden geçiyorum. Gelelim sevmediğim diğer bir kısma: betimlemeler. İkinci kitapta, ilk kitaba göre bariz bir şekilde yazar betimlemelerini geliştirmiş ve kalemini güçlendirmişti. Ancak üçüncü kitapta bunun tam tersini gördüm. Hatta ilk kitaba göre bile geri gittiğini söyleyebilirim. Mekân tasvirleri olsun, yapılan büyülerin tasvirleri olsun sanki yazar betimlemeleri kısıp tüm kalemini ana karakterin iç monologlarına harcamış. Ve son olarak finalden bahsetmek istiyorum. Kitap büyülerin bulunduğu, sihirli yaratıkların yer aldığı bir evrende geçiyor. Durum böyle olunca karakterlerin elementlerini kullanmasını veya büyü yapmasını bekliyor insan. Spoiler uyarısı: Finalde ise kötü karakter sevginin gücü ile yeniliyor. Bu kısmı okuduktan sonra kitap gözümde çok düştü. Armoni Elementleri serisini ne kadar eleştirsem de üç kitabını beş gün içerisinde bitirmiş biri olarak böyle bir son görmek bana seriye hiç yakışmayan bir tercih gibi geldi. Kötülük tarafından ele geçirilmiş kızımızı kurtardıktan sonra olaylar o kadar hızlı çözüldü ki yıllardır bunun planlamasını yaptığı söylenen, her bir ruhu titizlikle bedenlere yerleştiren kötülük iki sayfada yenildi. Ve ufak bir parantez açmak istediğim bir konu daha var: yan karakterlerin geri plana atılması. İkinci kitapta yan karakterlerin gerçekten de olaylara etkisi vardı ve yazar bunu hissettirebiliyordu. Üçüncü kitapta ise tam tersine o kadar etkisiz kalmışlar ki iki örnek vereceğim. Bunlardan ilki Sierra adlı karakter. Kendisi Darian soyundan gelen çok güçlü bir büyücü; ana karakterimize yardım eden ve kendine ait bir çetesi olan bir karakter. Sierra ile olan bölümleri okuduğumuzda yazar okuyucuya sanki “Bu karakteri tekrar göreceksiniz.” hissini veriyor. Ancak birkaç sayfa sonra bir bakıyoruz ki ölmüş. Yazar bunu sadece birkaç satırla söyleyip geçiyor. Diğer örneğim ise labirentten kaçıp gelen kız hakkında olacak. Kendisi ilk kitaptan beri gelmesini beklediğim bir karakterdi ve sonunda geldiğinde çok sevinmiştim. Ancak o kadar arka planda bırakıldı ki karakter ne bir diyaloğa girdi ne de önemli bir olay yaşadı. Birkaç sayfa sonra bir baktık, ölmüş. Yazar bunu da üstü kapalı bir şekilde geçiştirmiş. Son Yorumum: Armoni Elementleri serisi benim gözümde büyük bir potansiyelin harcanması olarak kalacak gibi duruyor. İkinci kitabını ne kadar sevdiysem üçüncü kitabını o kadar sevemedim. Ana karakter dışında herkesin geri planda kalması, olayların çok acemice ve yüzeysel bir şekilde anlatılması, betimlemelerin azlığı… Kızıl Kıyamet
Kızıl KıyametBuse Pendaz · Ephesus Yayınları · 2021113 okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.