·400 syf.····Okunma: 12 Mart 2026 13:47 Sekiz kitaplık serinin son kitabı. Yıllardır okuduğum serinin sonuna geldim. Hiç bitmez zannediyordum ama bitti. İlk kitaplarda anne çocuktu sonra genç kız oldu. O bölümlerde hiç büyümüyor gibiydi. Sonra kadın oldu. Evlendi. Çocukları oldu. Bu noktada karakterin hikayesi bitti gibi duruyor. Ama bu kitapta seri devam ediyor. Ancak hikayenin odak noktası Anne değil Anne'in çocukları ve onların arkadaşları olarak devam ediyor. Hani çok sevdiğimiz ama uzaklara gitmesini hiç istemediğimiz insanlar olur ya, Anne de o insanlardan biri gibi son üç kitapta. Hep var ve biz onun yaşadığı tüm zorlukları, insanların hayatına kattığı tüm güzellikleri biliyoruz, hikayesine tanık olup etrafındaki tüm hikayeler sürerken ara ara görerek mutlu olduğumuz bir karakter... son kitapta artık tüm çocuklar büyümüş. En küçük çocukları Rilla nın perspektifinden geçiyor tüm olaylar aslına bakıldığında. Rilla ismini Marilla'dan almış. Ancak Marilla Rillanın büyüdüğünü göremeden ölmüş. Çok üzüldüm. Tek satırda geçti öldüğü. Sanki sıradan bir komşu ölmüş gibi bahsetmiş yazar. Bazen bana çok duygusuz geliyor yazdıkları. Marilla ya bu. Green Gables'ta Anne'e anne olmuş bir kadın o. Neyse bu süreçte 1. Dünya savaşı başlamış. Jem savaşa gitmiş. Rillanın aşkı Kenneth ford da savaşa gitmiş. Şair ruhlu walter da tüm çekincelerine rağmen savaşa gitmek gerektiği için savaşa gitmiştir. Nan ve Di üniversiteye gitmiştir. Shirley ise yaşı 18 olduğunda o da savaşa gitmiştir. Glendeki Komşuları Jem'in sevgilisi Faith de tıp eğitimi almış ve ingiltereye gitmiştir. O da savaştadır. Rilla savaş başladığında 15 yaşındadır. Bittiğinde ise 19 olmuştur. Bu süreçte bir bebeği alıp büyütmüştür. O bebek yani Jims savaş sonunda iyi bir aileye evlatlık verilmiştir. Kitapta beni tek rahatsız eden yardımcıları Susanın savaş ve siyaset ağırlıklı yorumlarıydı. Tabi kanada ingiltere için savaştığından biraz propagandaya girmiş o kısımlar. Ara sıra abd başkanı wilson yerilse de gün sonunda gene de övülmüştür. İngiltere sanki hiç masum kanı dökmüyor gibi... yazar tabi kendi perspektifini yansıtıyor. Türklerden de bahsediyor ama öyle kötüleme yoktu allahtan. Yoksa bugüne kadar sempatiyle okuduğum seriden tamamen soğuyacaktım. Sadece bir karakter savaş halindeyken türk hamamına gitmiş diye susan eleştiriyor. Bu zamanda doğru bir şey mi bu diyor. Hahahah çok güldüm bu kısma ve susan'ın sığlığına. Siyaset yapmasa iyi kadın da işte... kitaptaki acıklı kısım da şuydu. savaşa korkarak giden ama kahramanlıklarıyla adından söz ettirip ödüller alan walterin ölmesi... ondan sonra insanların başsağlığı dilerken bile saçma sapan konuşmaları. İnsanların acılarını anlamamaları. Anne'in yataklara düşmesi...
Neyse savaş bi şekilde bitiyor. jem savaştan dönüyor. Kenneth ford da dönüyor. Kitap da bitiyor. İncelemeyi walterın savaşa gitmeden önce Rilla-Rillasına söylediği sözlerle bitirmek istiyorum.
"Ama daha mutlu olacağız sanırım kardeşim… Hak ettiğimiz bir mutluluğu yaşayacağız çünkü. Savaştan önce çok mutluyduk, değil mi? Ingleside gibi bir evde, ebeveynlerimizle farkında olmadan mutluyduk. Ama o mutluluk bize sevginin ve hayatın bir hediyesiydi; gerçek anlamda bize ait değildi… Hayat istediği an o mutluluğu geri alabilirdi. Fakat görev uğruna hak ettiğimiz mutluluğu asla geri alamaz."