Bu yazardan okuduğum ilk kitapti. Cogu kisi gibi ben de kapağını cok beğendiğim için almıştım.
Konusuna gelirsek,Mina isminde bir kızımız var,kendisinin yaşadığı köyde uzun süredir türlü olumsuzluklar baş gösteriyor,lanetlendiklerini düşünen köy halkı da deniz tanrisini kizdirdiklarina inandıklarından her sene ona sunulacak bir gelin seçiyorlar aralarından.(tabi ustun ozellikleri olan kizlardan) Ve bu sene seçilen isim de,Mina'nın abisinin aşık oldugu kız. Haliyle tören sırasında bir takım olaylar oluyor ve Mina da kız yerine kendisini deniz tanrisina kurban ediyor. Sonra Tayflar alemi denilen mitolojik temelli bir yere düşmesiyle yasananlari okuyoruz.
Şimdii,öncelikle kitap guzeldi bana gore. Keşke daha fazla açıklansaydi dedigim cok yer oldu,en azindan bir 100 sayfa daha uzun olabilirdi. Bazı detaylar cok arkaplanda kalmisti mesela,yine bazi olaylar da cok hizli gecilmisti.
Sanırım kiraba yüksek puan vermemin asıl sebebi atmosferi ve karakter tasarımları. Ruhların kaçışı filmini bilirsiniz sanırım,gerçekten de o filmle benzer bir hava veriyor ortam olarak.
Mina ve Shin in ilişkisi guzeldi,klasikti biraz ama iyiydi hani. Mina ya eşlik eden tayfanın hikayesi de duygusaldı,onu inkar edemem kesinlikle. Ama favori kismim kesinlikle Shin ve diger iki yan karakterinizin o üçlü grubu. Bence guzel bir ekipti yani,her ne kadar icinde anlaşmazlıklar olsa da :-) Namgi kesinlikle en sevdiğim karakter oldu,keşke backstorysine dair daha net birseyler görebilseydik,cok yüksek potansiyeli bir karakterdi benim ickn.Kirin ve Shin ile olan bağı da samimiydi.
Kisacasi kitabı sevdim,ama eksik yönlerinin oldugunu bilerek okunmasını tavsiye ederim.(*^^*)