Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 13 Mart 2026 00:00 Öyküler kilitlenmişti sanki eskiye, okuyucu ile hayata geçince tek tek döküldü gizler yerlere. Altı öykünün her biri bir hatıradan kopup da gelmişti geleceğe…
Her hikayenin atmosferi farklı ve anlattıkları. İlk hikaye Lebon Pastanesi’nin geçmişini aktarırken bir diğeri yanan Tatavla’da olan o yangını anlatıyor. Başka hikayede Türkiye güzelinin yaşadıkları varken diğerinde bir Osmanlı dönemi anlatılıyor. Bu çeşitlilik ile okuyucu tek eserde farklı mekan ve zamanlarda gezmiş oluyor. Evet, gezmiş oluyor çünkü yazarın kalemi okuru olayın içine çekiyor. Okuyucu salt okumakla kalmıyor bir şekilde yaşıyor sanki…
Yazarın anlatımı hikayeden hikayeye değişse dahi yorucu bir anlatımı yoktu benim için. Hikayeler barındırdıkları şeyler ile okurun ilgisini çekebilecek şekilde kaleme alınmış. Oldukça eski dönemler bile başarılı bir şekilde metne dönüştürülmüştü. Hiç bilgisi olmayan bile o dönemi az çok anlayabilir kurgudan.
İlk kez okuduğum bir yazardı Hüseyin Karagöz, dilerim kendisinin kalemi daim okuyucusu bol olur.