Puan vermedi·272 syf.··Beğendi
· Bazı kitaplar vardır, sadece bir hikaye anlatmaz; sizi alır, bugünün gürültüsünden çıkarıp eski İstanbul’un o çok katmanlı, hüzünlü ama bir o kadar da zarif sokaklarına bırakır. Markiz'deki Kadın da tam olarak bunu yapmış.
Hikayede özellikle karakterlerin geçmişleri, bugünleri ve yaşadıkları duygular bana oldukça samimi geldi.
Markiz Pastanesi üzerinden kurulan köprüde yürürken, geçmişin tozlu sayfaları arasında gidip gelirken, kendimi bir dedektif gibi hissettim ama bu daha çok ruhların izini süren bir dedektiflikti. Okurken mekanları gözümde canlandırmak hiç zor olmadı. İstanbul’u sadece bir mekan olarak değil, yaşayan bir karakter gibi anlatılması güzeldi. Ne çok ağır bir tarih dersi gibi ne de yüzeysel bir kurgu hikaye ayrıca çok süslü ya da ağır değil. İkisinin arasındaki o ince çizgide çok keyifli bir dans var.
Hikayenin içinde kaybolmayı, karakterlerle empati kurup dertleşmeyi seviyorsanız bu kitap uzun süre zihninizde dönüp duracak demektir.