Puan vermedi·208 syf.··Beğendi
· Kitabı dinlerken, kitap bittiğinde, kitabı düşünürken yüzüme sert bir deniz rüzgarı çarpmış gibi hissediyorum. Öyle bir hikaye ki burnuna iyot kokusu, kulağına dalgaların sesini, gözünün önüne eski İzmir'i getiriyor. Kağıt, mürekkep ve bir sesten ibaret olmayan bir hikaye.
Ada ve deniz hikayesi gibi başlayıp derinlere indikçe insanın o en çıplak, en korunmasız haline dokunuyor kitap. Kimin haklı, kimin güçlü olduğu arasındaki o bitmek bilmeyen savaşı anlatıyor. Kelimeleri öyle seçmiş ki, sanki her cümle birer olta iğnesi gibi; takılıyor ruhuna ve seni çekiyor. Bir de Deli İbram’ın o duruşu, insanın içindeki doğru olanı yapma isteğini gıdıklıyor.
Kitabın dünyası çok canlı. Denizin o hem bereketli hem de acımasız yanını okurken, insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü ama azmini iliklerine kadar hissediyorsun. Bir adada bir İzmir sokaklarında dolaşıp oradaki insanları dinliyorsun. Özellikle karakterlerin anlatılışını sevdim. Hepsi kendine özgü, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz kadar sahici insanlar, dünyaları da bir o kadar ilgi çekici.
Ege havasını, ada hayatının o kendine özgü ritmini hissetmek çok güzel. Mekanların ruhu, atmosferi iyi yansıtılmış.
Keyifli ve akılda kalan bir kitap oldu. Bitirdikten sonra bile zihnimde dolaşan güzel hikayelerden biri.