Kitap, Hint yazar Swarup’un ilk romanı olarak dünya edebiyatında dikkat çeken eserlerden biridir. 1940’ların Hindistan’ında başlayan anlatı, iki insanın hikâyesini anlatmakla kalmayıp aynı zamanda sömürgecilik, savaşlar, yoksulluk, teknoloji, doğayla insan arasındaki kopuş gibi birçok temayı da içine alan geniş bir düşünce alanı açar.
Dört bölümden oluşan roman—Adalar, Fay Hattı, Vadi ve Kar Çölü—ilk bakışta bağımsız hikâyeler gibi görünse de aslında birbirine ince bağlarla bağlıdır. Her bölüm, bir önceki bölümden tanıdığımız bir karakterin hikâyesini merkeze alır. Ancak benim gönlüm özellikle Adalar bölümünde kaldı; Girija Prasad ile Chanda Devi’nin görücü usulü başlayan evliliklerinin zamanla gerçek bir aşka dönüşmesini okumak hem duygusal hem de etkileyiciydi. Bu bölüm aynı zamanda Hindistan’daki toplumsal sınıflandırmaya dair önemli ipuçları da sunar.
Romanın ikinci bölümünde Girija ve Chanda’nın eski hizmetçisi Burmalı Mary’nin hikâyesiyle karşılaşırız. Mary’nin oğlu, Burma’da siyasi mahkûm olan ve kendine “Plato” adını veren genç bir adamdır. Bu bölüm, Burma’daki siyasi hareketleri ve bireyin özgürlük arayışını anlatırken, aslında farklı coğrafyaların ne kadar benzer siyasi ve psikolojik hikâyeler barındırdığını da düşündürür.
Üçüncü bölümde Plato’nun en yakın arkadaşı olan, Nepal’den gelen kaçakçı Thapa’nın yaşamına tanıklık ederiz. Thapa’nın yolculukları ve sınırların ötesine uzanan hikâyesi, romanın coğrafi alanını genişletirken insanın kaderinin yalnızca kendi yaşadığı yerle sınırlı olmadığını gösterir.
Son bölüm olan Kar Çölü ise Thapa’nın yolculuklarının izini sürerek bizi Pakistan ile Hindistan arasındaki tarafsız bölgeye, Karakurum Dağları’ndaki buzlarla kaplı izole bir köye götürür. Burada köyün yaşlı liderinin hikâyesi anlatılır ve romanın karakterleri adeta aynı zaman akışının farklı parçaları gibi birbirine bağlanır.
Roman yalnızca karakterlerin hikâyelerini anlatmakla kalmaz; Andaman Adaları’nın tarihi, Karen topluluğu, Burma’daki siyasi isyanlar, sömürgecilik ve afyon ticareti gibi pek çok tarihsel olaya da değinir. İnsan ile doğa arasındaki ilişkiyi tarihsel, duygusal ve felsefi bir bakış açısıyla ele alır. Kitaptaki birbirine bağlı hikâyelerde yer alan Mary, Plato, Thapa, Apo, Ghazala ve Bebo gibi karakterler, insanın doğayla ve tarihle kurduğu ilişkileri anlatan etkileyici bir roman oluşturuyor.
Eleştirmenlerden övgü alan ve 17 dile çevrilen eserin Türkçeye kazandırılmasında, çevirmen Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt’un başarılı ve akıcı çevirisi özellikle öne çıkıyor.
Keyifli okumalar…