İkinci dünya savaşını anlatan Romain Gary'nin yayınlanan ve üzerine Sartre'nin yazı yazdığı. Bir çok direniş hareketi için destan niteliğinde olan bir eser bitirdimaz önce.
Bu kitabı okuduktan sonra yazarların kitaplarını kronolojik olarak okumanın okurda daha net duygular uyandıracağına karar verdim. Çünkü "Onca Yoksulluk Varken" ya da "Kadının Işığı" kitaplarını önce okuduğum için Romain Gary kaleminin zamanla çok daha muazzam hale geldiğini söyleyebilirim.
Kitap Polonya'da işgal sırasında babası tarafından bir sığınağa bırakılan on dört yaşında bir çocuğun daha sonra partizanlara katılmasını konu alıyor. Ormanın içinde saklanan partizanların yarına umutla bakan ve kimi zaman ruhlarını karartan karanlık bir umutsuzluk içinde yaşadıkları davalarına olan inaç sorgulamaları üzerine kurulu.
Kimi sayfalarda esrpili bir yaklaşımla o atmosferi hafifletmeye çalışsa da kitap savaşın halklar üzerindeki etkisini en gerçek ve acımasız yönleriyle size sunuyor.
Her savaş meydanının kıyamet senaryosu olduğunu herkesin aynı halkı kurtarmak için mücadele ettiğini ama mücadelede seçilen yolun hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunun kararını okuyucuya bırakan eşsiz yazar Romain Gary sonunda "insan varolmasaydı umutsuzluk olmayacaktı" cümlesiyle kaybedilen zaferin umutsuzlukla geldiğini anlatıyor.
Kitabı okurken son dönemde izlediğim "jojo rabbit" filminin bazı sahnelerinin kitaptan alındığı hissine kapıldım.
Savaşın en kirli politikasının kadın üzerinden yürütüldüğü gerçeği de yine kalbimi acıtan taraf oldu. Savaşta, zalime benzemenin de kaçınılmaz olduğunu çok güzel anlatmış. Kitapta partizanın anlattığı hikayelerde kullandığı metaforlar dönemin savaşının zihniyetsizliğini sizlere çok temiz sunuyor. Yani bir savaş görmüş ve o savaşta pilotluk yapmış bir yazar bize diyor ki...
"tek bir masum insanın ölümüne sebep olan hiçbir savaş haklı değildir. Kazanan sadede silahlardır. Yurtseverlik ve milliyetçilik asla aynı masumlukta olamaz. Ve sonunda bir gün mutlaka halklar kazanacaktır.
Okuyacak olana keyifli okumalar.