Gönderi

6/10
·409 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 21:15
Binbir Gece Masalları'nın 5. Cildi Dokuzuncu kitap ile başlıyor. 487. Gece de Şehrazat Ebu Kir ile Ebu Sir'in Öyküsünü anlatır. Ebu Kir bir boyacıdır ve herkesi kandırarak paralarını alır. Öyle bir duruma gelir ki artık kimse kendisiyle iş tutmaz olur. Ebu Sir ise bir berberdir. O da namusuyla para kazanan bir emekçidir. Ebu Kir yanına gelerek ondan yardım ister Ebu Sir de ona yiyecek verir bir süre bu böyle devam eder. Sonra berberin de işleri kotuleşince Ebu Kir gel kısmetimizi başka yerde arayalım der ve bir gemiye binip bir ülkeye giderler .Yolda birbirlerine söz verirler kimin bahtı açılsa kimin şansı yaver gitse diğerine yardım edecek derler. Yolda berberin işleri açılır ve kazandığı ne varsa Ebu Kir ile paylaşır. Ebu Kir ise kendisini deniz tuttuğunu söyleyerek hiçbir iş yapmaz. Böylece bir ülkeye gelirler bir otele yerleşirler. Ebu Sir orada da çalışır ve kazandığını yine Ebu Kir'le paylaşır ama bir gün hastalanır. Yiyecek bir şey kalmayınca Ebu Kir arkadaşını bırakıp çalışmaya gider ama hangi boyacanın yanına giderse gitsin kimse kendisine iş vermez. Bu sırada Ebu Kir'in dikkatini bir şey çeker her şey mavi ve beyazdır. Boyacilara diğer renklerden bahseder. Ama kimse bu renkleri bilmez. Bunları görünce ülkenin şahina gider ve durumu anlatır. Şah eğer dediklerin doğruysa senin bu ülkenin en zengini ederim der. Ebu Kir aldığı paralarla ülkenin en zengini olur. Herkes bu yeni renklere hayran olur. Bu sırada Ebu Sir de iyileşir ve otelden çıkarak iş aramaya gider. Arkadaşı Ebu Kir'i görünce dükkanına gider ancak Ebu Kir ,Ebu Sir'i bir güzel dövdürüp dışarı atar. Ebu Sir bari gideyim bir hamamda yıkanayım der ama ülkede hamamda yoktur ve kimse hamamın ne olduğunu da bilmez. Ebu Sir , Şaha giderek hamamı anlatır ve Şahın yardımıyla bir hamamda kurar ve o da ülkenin en zengini olur ancak parası olmayandan para olmaz, herkese yardımcı olmaya çalışır. O kadar ki ünü Ebu Kir'in ününü geçer. Hamamı duyan Ebu Kir bu nasıl bir şeymiş göreyim der ve arkadaşı Ebu Sir'i görür. Ona kendisini yanlış anladığını onu tanısa dövdürmeyeceğini söyler. Hal böyleyken Ebu Sir arkadaşını affeder. Ama Ebu Kir hemen Şaha gidip arkadaşına iftira atar ve Şah çok kızarak Ebu Sir'i öldürmek için bir kaptana verir. Ama kaptan daha önce Ebu Sir'den yardım aldığı için onu öldürmez bir adaya bırakır. Şahın da sihirli bir yüzüğü var bu yüzük bir gün Şahın elinden kayıp denize oradan da balığın karnına balığın karnından da Ebu Sir'in eline geçer. Ebu Sir'i kontrol etmeye gelen kaptan yüzüğü tanır hemen Şaha giderler durumu anlatırlar. Şah hatasını anlar ve Ebu Kir'i öldürtüp denize atar. Ebu Sir de ülkesine döner . Körfez geldiğinde Ebu Kir'in kıyıya vuran cesedini görür ve onu oraya gömer. Oraya da Ebu Kir Körfezi derler. Bu hikayeden sonra Itırlı Bahçe'den İbret Verici Fıkralar anlatılır: Hepsi de müstehcen şeyler burada anlatamayacağım okuduğunuzda görürsünüz. Karadaki Abdullah'la Denizde Yaşar Abdullah Balıkçı olan Abdullah'ın on çocuğu vardır onları doyurmak için Balık tutar tuttuğu balıkları da satar böylece evine ekmek götürürmüş ancak bazı günler hiçbir balık tutamazmış bu durumda bir fırıncı ona ücretsiz ekmek verirmiş. Bir gün yine Abdullah ağını suya atınca içinden bir kısmı insan alt kısmı da balık sakallı bir adam çıkmış. Abdullah bununla konuşunca onun da adının Abdullah olduğunu öğrenmiş. Denizdeki Abdullah karadaki Abdullah'a bana her gün bir tepsi meyve getir ben de senin tepsini mücevherlerle doldurayım der. Abdullah aldığı mücevherleri satmaya götürünce kuyumcu onun hırsız olduğunu düşünüp onu Şaha teslim eder. Şah Abdullahtan durumu öğrenince onu affeder ve kızını onunla evlendirir. Abdullah her gün balıkçı arkadaşından mücevher alıp geliyormuş bir kısmı da arkadaşı fırıncıya verirmiş onun da adı Abdullah'mış. Sonra Şah Fırıncıyı da alıp veziri yapmış. Bir gün Abdullah Arkadaşı Abdullah'la suyun dibine girmiş oradaki insanlar Abdullah'la dalga geçmişler onu aşağılamışlar çünkü onun sudakiler gibi kuyruğu yokmuş. Geri döndüğünde her şeyi Şah Abdullaha anlatmış. Şah Abdullah damadı Abdullah'a bir daha denizdeki Abdullah ile görüşmemesini söyler. Genç Sarı Adam'ın Öyküsü Halife akşam canı sıkıldığı için geziye çıkar Sarı bir adam'ın evine konuk olur. Ondan hikayesini dinler bu adam Bağdat'a gidince yaşlı bir adam görür adamın yanında bir sürü kız görür. Para karşılığı bu kızlarla birlikte olur. Ama içlerinde cok güzel bir kız görür bu kız yaşlı adamın kızıymış. Geceliği 500 dinar karşılığı bunkizla da birlikte olmuş ve bu bir sene devam etmiş bir sene sonra adamın hiç parası kalmamış. Yaşlı adam bu Sarı adamı parasız kalınca evinden kovmuş. Adam gidip bir iş bulmuş ve çalışmış dükkanında üstünde yazı olan bir yaprak varmış kimse buna beş kuruş bile vermemiş adam da bunu dükkanın bir köşesine atmış bir gün biri bu yazılı parçayı almak istemis Sarı adam bunu 30 bin dinar karşılığında adama satmış adam alışverişi tamamladıktan sonra bunun değerinin çok daha fazla olduğunu söyler . Bunun üzerine kahramanımız Sapsarı olur ve oyle kalır. Parayı alıp tekrar yaşlı adamın evine gelince orayı harap bir şekilde bulur. Biraz araştırdıktan sonra kızın kendisi için yataklara düştüğünü anlar. Sonra kızla evlenir. Halife bunları öğrenince adama bir sürü altın verir adam altınları alınca rengi eski haline döner. Gülnar ile Gülen Ay'ın Öyküsü Horosa'da adı Şehriman olan bir Şah bir esire alır. Esire o kadar güzeldir ki Şah ona aşık olur ama esire tek kelime dahi etmez. Bir gün Şehriman esireye der ki neden konuşmuyorsun dilsiz misin der esire konuşmaya başlar adının Gülnar olduğunu söyler ve bir deniz kızı olduğunu zorla kaçırıldığını ve kendisine verildiğini söyler. Fırsatını bulunca denize atlayıp kaçmayı düşündüğünü söylemiş ancak kendisinden hamile kalınca kaçmaktan vazgeçmiş. Annesini ve kardeşini çağıran Gülnar kardeşi Salih ile annesi ve eşi Şehriman'ı tanıştırır. Sonra bir oğlu olur adını Gülen Ay koyarlar. Bir süre sonra Şah Şehriman ölür. Gülen Ay 17 yaşına gelir . Dayısı Salih artık evlenmesi gerektiğini annesi Gülnar'a söyler ve denizler şahı Şah Semender'in Kızının güzelliğinden bahseder. Bunları duyan Gülen Ay hemen Semender'in kızına aşık olur. Bunun üzerine Salih Semenderden yeğeni için kızı ister ancak Semender Salih'i dövdürmek ister. Bunun üzerine Salih'i adamlarıyla Semender'in adamları savaşır. Semender yenilip tutsak edilir . Kızı da yardımcısı Mersin ile kaçıp bir ağacın üstüne çıkarlar o sırada Gülen Ay da o ağacın altına gelip uzanmış gözlerini açınca yukarıda Semender'in kızı Cevahir'i görmüş ve ona anlatmış kız da ona kendisine aşık olduğunu söyleyip aşağı inmiş ve hemen Gülen Ay'ı bjr kuşa çevirmiş . Yardımcısı Mersin'e onu kuru bir adaya bırakmasını söylemiş yardımcısı onu bir adaya bırakınca bir süre sonra bir avcı gelip bu kuşu görmüş have cok olduğu icin hemen yakalayıp onu Şaha sunmuş Şah kuşu karısına gösterince karısı hemen ağzını kapatmış ve utanmıyor musun benim yanıma bir erkek getirmeye demiş. Şah da senden benden ve bu kuştan başka kimse yok burada demiş. Bunun üzerine Şahın eşi Gülen Ay'ın tüm serüvenini anlatmış ve onu eski haline getirmiş. Şah onu bir gemiye bindirip ülkesine göndermiş ama yolda gemi fırtınaya yakalanınca Gülen Ay hariç herkes boğulmuş ve eşeklerin katırların ve atların olduğu bir ada görmüş biraz yürüyünce yaşlı bir adam burada Büyücü Almanak adında bir kadının erkeklerle 40 gün seviştikten sonra onları bu hale getirdiğini öğrenmiş sonra yaşlı adamın yardımıyla Almanak'ı bir eşeğe dönüştürmüş ve yaşlı adam bir ecinni çağırıp Gülen Ay'ı sarayına bıraktırmış. Saraya gelen Gülen Ay hemen Semender'i zindan çıkarmış ve kızını istemiş böylece kızıyla evlenmiş. Balıkçı Halife ile Halife Harun Reşid'in Öyküsü Halife adındaki bir balıkçının ağına iki tane maymun yakalanır bu maymunların tavsiyesi ile yüz dinar kazanan Halife parasını korumak için türlü işler yapar ama para kesesi suya düşer Halife de elbiselerini soyunarak suya atlar sudan çıktığında parayı bulamaz yetmezmiş gibi elbiseleri de çalınmıştır. O sırada can sıkıntısından dışarı çıkan Halife Harun Reşid'i görür. Ve onun hırsız olduğunu düşünüp kaftanını alır. Halifeye der ki gel sen benim çırağım ol sana balık tutmayı öğreteyim der halife kabul eder ve ağını atınca ağ balıkla dolar Halife Harun Reşid'e çabuk git iki sepet getir de balıkları koyalım içine der halife de gider ve adamlarını gönderirim balıklarını elinden alirlar ve ona derler ki yarın saraya gel sana karşılığını verelim. Ertesi gün saraya giden Halife , orada yüz değnek yer ve karşılığında 1 dinar alır. Saraydan çıkarken harem ağası da ona 100 dinar verir. O sıralar halifenin bir gözdesi varmış ve Halife Harun Reşid'in eşi bunu kıskanıp bir sandığa kapatıp köleler gidin bunu satın demiş. O sırada sandığın satıldığını gören Balıkçı Halife sandığın içinde ne olduğunu bilmeden 101 dolarını vererek sandığı alır. Halife Harun Reşid'in gövdesini çıkarır ve geri götürür bu şekilde zengin olur. Bu hikayeden sonra 9. Kitap biter. Hasan el -Basri'nin Serüvenleri Kandemir adlı bir Şah her kim ki ona henüz duymadığı güzel bir öyküyü anlatırsa onu çok büyük odullendireceğini söyler Şah gözde öykü anlatıcısı Ebu Ali'yi çağırıp ondan bir öykü ister Ebu Ali de bu öyküyü anlatmak için bir yıl süre ister ve araştırıp soruşturup Hasan Basri'nin öyküsünü anlatır. Hasan'nın babası ölünce ona büyük bir miras kalmış ama bütün miras bitmiş annesi oğluna acıyıp ona bir kuyumcu dükkanına açmış. Bir gün İmanlı dükkanına girmiş ve Hasan'ı kaçırıp bir adaya götürmüş orada bir dümbelek çıkarıp vurunca kanatlı bir at çıkıp bunları bulutlu dağın tepesine çıkarmış . İranlının kötü niyetini anlayan Hasan onu dağdan aşağı itmiş ve öldürmüş ve dümbeleği de yanına almış. Dağın tepesinde biraz ilerledikten sonra bir saray görmüş. Sarayın içinde 7 tane güzel kız kardeş varmış bunlar bir kralın kızıymış kral bunları buraya kapatmış herkesten kıskandığı için. Bu yedi güzel kız kardeş Hasan'ı da kardeşleri gibi görmüşler ve ona tüm odaların anahtarını vermişler yalnız bir odaya girmemesini söylemişler. Tabi Hasan o odaya da girmiş orada bir havuz görmüş birazdan on tane güvercin gelmiş elbiselerini çıkarınca guzel genç kızlara dönüşmüşler. Hasan en küçüğünün kıyafetini alıp saklamış diğerleri kaçmış. Kalan küçük kız mecbur Hasan'la evlenmiş. Hasan saraydan bir çok mücevher alıp dümbelek sayesinde karısı ile annesinin yanına dönmüş. Iki tane oğlu olmuş bir sene sonra bulutlu dağdaki kız kardeşlerini ziyaret etmek istemiş. Hasan gidince karısı güvercin kıyafetini giyip Vak Vak Adası'na uçmuş. Hasan olanları öğrenince devlerle savaşmış amazonlardan yardım almış ecinniler ülkesi olan Vak Vak Adası'na giderek karısını geri almış. Uyanık Uykucu Öyküsü Ebü'l Hasan adlı biri her gün bir köprü başına oturup gelen kişiyi evine götürüp misafir edermiş . Bir gün Halife Harun Reşid'i alır evine ama Halife olduğunu bilmez. Halife ile konuşması sırasında bir gün Halife olsaydı bulunduğu yerde haksızlık yapan yöneticileri cezalandıracağını söyler. Bunun üzerine Halife içeceğine beng koyarak onu uyutur ve hemen onu sarayına götürür. Ebü'l Hasan uyanınca herkes halifeymiş gibi davranır. Ona o da yöneticileri cezanladırmış. Ve Halifenin haremindeki kızlarla eğlenmiş. Sabah olunca halife onu evine götürmüş. Hasan uyandığında kendini hala halife sanıyormuş. Bu yüzden delirdi deyip hastaneye yatırmışlar ve dayak yemiş aklı başına gelen Hasan evine dönmüş. Yine misafirlerini karşılamaya başlamış. Tekrar halife misafiri olunca halife dileğini söyle demis o da halifenin haremindeki kızlardan birini Beğendiğini söylemiş halife yine onu uyutup saraya götürmüş. Hasan uyanınca halife ona gerçeği söylemiş ve istediği cariyeyle evlendirmiş ve biraz da para vermiş. Hasan paraları hemen bitirmiş. Ve halifeye gidip ağlamış demiş ki karım öldü. Halife hemen ona masraflar için on bin dinar vermiş. Eve döndüğünde karısına demiş ki şimdi sen git halifenin eşine benim öldüğümü söyle demiş karısı gidip denileni yapmış ve o da on bin dinar almış. Halife eşinin yanina gidince ona demiş ki üzülme ama cariyemiz öldü. Karısı da demiş ki hayır sen yanlış biliyorsun cariyenin eşi Hasan öldü. Bunlar bir türlü anlayamazlar ve hasanın evine giderler ikisininde yattığını görünce isin aslını merak ederler. Hasan ve eşi kalkıp onlara yaptığı şakayı ve sebebini anlatır. Çok eğlenen halife Hasana aylık maaş bağlar. Zeynül Mevasıf'ın Aşkları Bir yahudinin karısı genç bir adamla gizli ilişki yaşarlar . Ama bir süre sonra kadının eşi uzaklardan eve döner. Artık aşağıyla rahat rahat görüşemeyen karısı sevdiği adamı tacir kılığına sokar ve aşığı kocasıyla dost olur. Her gün evlerine gelerek firsat buldukça yahudinin karısı ile birlikte olur. Yahudi durumu öğrenince karısını uzaklara götürür. Ve onu kırbaçlar. Vali bu durumu öğrenince ikisini sorgular karısı valiye der ki bu adam beni kaçırdı bana işkence etti ve bana zorla sahip oldu der. Vali yahudiyi cezalandırıp hapse atar. Kadın da sevgilisine geri döner. Tembel Gencin Öyküsü Bir gün halifenin eşi bir elmas ister ama ülkede istediği gibi bir elmas bulamaz. Bunun üzerine halifeye bu işi çözse çözse Tembel Muhammed çözer derler. Halife hemen Tembel Muhammed'i çağırır. Geldiğinde bir sürü değerli eşya çıkarır. Halife şaşırıp senin babanın bir şeyi yoktu bu servetin nereden geliyor deyince o da hikayesini anlatır. Kendisi o kadar tembelmiş ki yerinden kıpırdamazmış. Bir gün annesi ona beş dirhem vermiş bunu şeyh Muzaffer'e götürmesini söylemiş. Çünkü şeyh Çin'e gidiyormuş ve oradan bu para karşılığı biraz mal alıp kendileri de bu malın ticaretini yaparlarsa zengin olacaklarını düşünürler. Şeyh Çin'den dönerken bir maymun görür ve bu maymunu Tembel Muhammed'in parası karşılığında alır. Yolculuk sırasında maymun gemiden atlayıp denizden bir sürü inci çıkarır. Şeyh döndüğünde bunları Muhammed'e verir. Muhammed maymuna iyi davranır. Maymun bir gün bir horozu öldürüp tüylerini bahçeye diker. Bu tüylerin her biri bir altına ağacına dönüşür. Böylece Muhammed zengin olur. Bu hikayeyle birlikte onuncu kitap ta bitiyor.
Binbir Gece Masalları 3/1Anonim · Yapı Kredi Yayıncılık · 202222 okunma
·
178 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.