·584 syf.····Okunma: 13 Mart 2026 04:37 Geceden sabaha bitirdiğim kitapla ilgili şahsi tarihime notlar bırakmaya geldim… (spoiler içerebilir)
Öncelikle kitap bence okuması keyifli bir kurguya sahipti. Bunun en büyük sebebinin fantastik okurların genelinin sevdiği bütün evrenlerin karışımı gibi olması olduğunu düşünüyorum. Bazı fantasik ögeler okurken mutlaka herkesin aklına Dördüncü Kanat’ı, ordu kısımları da Uyumsuzlar’ı getirmiştir diye düşünüyorum. Yer yer fazla aşina hissi verse bile akışta beni rahatsız etmedi.
Wren, kesinlikle katlanması zor bir karakterdi. Yazarın bilerek fazla keskin yazdığını düşünüyorum çünkü karakter gelişimine fazlaca açık bir tip. Kendi kendine bir karar alıyor, sonra o kararın kötü olduğunu fark ederek vazgeçiyor tam rahat nefes alıyorsunuz bir bakmışsınız Wren o kararını uyguluyor…
Cross hakkında tam olarak ne söylenir, bilmiyorum. Yani sanki aman kitapta biraz da aşk olsun diyerek ortaya serpiştirilmiş öylesine bir karakter gibi anlatıldı. Aralarındaki ilişki bana geçmedi. Enemies to lovers olarak anılmasını da doğru bulmuyorum. Garipti yani. Bir noktaya kadar çok yavaştı, sonra biz daha yetişemeden fazla hızlandı.
(Spoiler!!!!)
Yazarın her telden çalma işini aşk kısmında da kattığını düşünüyorum. Cross aslında aykırıymış, telepati gücü varmış, Wren ile yıllardır birbirleriyle iletişim halindelermiş?? Sekiz yaşından beri “Papatya”yı seviyormuş?? Bu Papatya ile Kurt meselesine gerek var mıydı gerçekten? Tamamdır Loresima…
ikili arasındaki ilişki kopmasın istendi ama bunu zaten Cross’un da gizli bir aykırı olmasıyla sağlayabilirlerdi. Telepatide iç sesler normale göre bazen daha ince vs çıkabiliyor dendi ama yani bir ses nasıl bu kadar değişebilir de sen aylarca seviştiğin adamın/kadının sesini anlamıyorsun???
Zaten ilişkisel olarak çok kötü işlendikleri yetmemiş gibi… Kaine mevzusuna hiç girmiyorum bile.
Kitap belli bir noktaya kadar çok durağan gitti, kendini okuttu ve biz bir anda son yüz sayfada aksiyona boğulduk. Her şey birine girdi, karman çorman oldu, olaylar karıştı, birileri geldi, gitti… Vurucu bir son için illa her şeyin son yüz sayfaya bırakılmasından hoşlanmıyorum ki kitabın sonu başlı başına bir merak unsuruyken kalan yüz sayfa, kitabın kalanına yedirilemez miydi? Meçhul.
Kısacası… İyiydi. Bayıldım mı, hayır. Bayılabilir miydim, kesinlikle evet. Potansiyeli olan bir kitapmış bence. Sonu o kadar vurucu bitti ama ikinci kitabı ne zaman çıkar, çıkarsa ne zaman okurum bilemiyorum ve merak edemiyorum çünkü yazar ne başrollerle, ne çiftle fazla bağ kurmamıza müsaade etmedi.
Öyle işte.
Son kısımlardaki klişelerle birlikte 6/10 verebilirim.
Beklentinizi yükseltmezseniz belki sevebilirsiniz.
Bye