7/10
·240 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 10:41
Bir Post-migrantische Literatur örneği. Zannederim ki bu türe dair okuduğum ilk kitap. Göçmenliğe dair anlatılar üzerine inceleme yazarken sık sık şu ifadeyi kullanırım: “Edebiyat bir yönüyle göçmenlik hikayelerinin omuzlarında yükselir”. Bugüne kadar göç hikâyelerini, savaşlar ve politik olaylar nedeniyle özgürlüğünü ya da canını kurtarmak amacıyla başka bir ülkeye sığınmış insanların; geri dönememenin çaresizliği ve sevdiklerine duydukları özlemin ağırlığıyla kaleme aldıkları anlatılar olarak okumuştum. Fakat burda yeni bir tür var; aradalığın edebiyatı. Her iki dünyaya da korkusuzca gidip gelebilmenin ama hiçbirine asla ait olamamanın edebiyatı. Bir vakitler işçi göçleri ile Almanya’ya gelip yerleşen kuşağın alt soylarının ortaya koyduğu yeni bir tür. Okurken sık sık Şebnem Kısaparmak’ın şiirinden bir kesiti hatırladım sık sık: “ Türkiye’de Almancı, Almanya’da yabancı, kimdik biz?” Türkiye’deki siyasi olaylardan ötürü Almanya’ya kaçıp orda iki çocuk sahibi olan bir babanın oğlu anlatıcımız Arda. Çocuklar küçükken baba evi terk eder ve anne iki çocuğu ile birlikte yabancısı oldukları ülkede var olma mücadelesi verir. Hiç tanımadığı babasının yokluğu Arda’nın ruhunda derin yaralar açar. Bu kitapta ardanın babasına yazdığı sitemli mektupları okuruz. Yazarın dilini şiirsel ve akıcı buldum. Yani, ele alınan konudan bağımsız, sizi saran, içinizi dolduran bir “şey” olur ya bir edebi eserde. İşte o “şey” bu kitapta çok güçlü. Bu yönüyle eseri çok sevdim. İçeriğe gelecek olursam, işte bu konuda çok da olumlu şeyler yazamayacağım. En azından bende uyandırdığı duygular bakımından. Sadece Türkiye kökenli Arda’nın değil, Balkan ülkelerinin birinden göçmüş bir arkadaşının maceralarını da okuyoruz yer yer kitapta. Tam olarak ait olmadıkları bir ülkede var olmaya çalışan insanların hikayeleri işte. “Altı farklı pasaportum var fakat biri bile bir Alman pasaportu etmiyor.” Konu çok güzel güzel olmasına fakat ben bu kaybolmuşluk hissini okumayı çok sevmedim. Belki de hatırlattıklarından dolayıdır. Necati Öziri çok kıymetli bir eser ortaya koymuş. ‘Gurbetçi’ diye anılan bu kesimin ürettiği yazınsal dünyaya tanıklık etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Kitap, bende tıpkı içeriğinde anlatılanlara benzer bir kaybolmuşluk duygusu uyandırsa da yazarı takip etmeye kararlıyım.
Baba İziNecati Öziri · Holden Kitap · 2025723 okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.