9/10
·519 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 07:11
Okumadan önce bu kadar detaylı bir eser okuyacağımı gerçekten düşünmemiştim. Kitap oldukça detaylı aslında çoğunu bildiğimiz olaylar üzerinden farklı bir bakış açısıyla delillendirerek bize sunmuş. Kitap inanlar için de inanmayanlar içinde okunacak tarzda bir eser olmuş. Çünkü sadece dini kaynaklardan örnek vermeyip müslüman olmayan kişilerin Kuran hakkında iddialarına da neredeyse her sayfada yer vermiş. Bunu da " Düşmanın İtirafı" kısmında açıklıyordu. Aksi takdirde inanmayan birisi için zaten "inanmıyorum bir de sürekli kendi inandıkları kaynaklardan atıfta bulunmuş" denilip bir kenara atılabilecek bir eser olmuş olurdu. Kitabın ilk 100-150 sayfalık kısmında kaynaklarımızın güvenirliği bölümünde dünya genelindeki mushafaları bir bir listelemiş ve karbon testlerinin güvenilirliğini açıklamış. O zamanın şartları ve haberleşmenin kısıtlı olduğu bir dönemde bütün bu yazıtların, mushafların anlam bütünlüğü taşıdığını ve aslında birbirlerini tamamladıklarını ispatlamış. Sadece bu kısım bile inanmak isteyene yeterli bir kanıt sunuyor. Eğer antik metinleri orijinal kabul ediyorsak Kuran hakkında acaba demek çelişkili bir durum içeriyor demektir zaten. Takibinde ikinci delil mantığı ve haber inşası bölümünde Kuran'da herhangi bir bilgi ve tarih yanlışlığı olsaydı ya da Kuran tahrif edilseydi sahabenin mutlaka buna tepki göstereceğinden bahsetmiş. Çünkü kim yanlış bilgi içeren bir kitap ya da din için onca fedakarlığı göstersin ki? Sonuçta onlar da bizim gibi etten kemikten insanlardı. Kimse atalarının dinini bırakıp da onca zahmete katlanmazdı diye düşünüyorum. Bundan sonrası çok güzel bir bakış açısıyla ele alınmıştı. Önümüzde iki seçenek var. Peygamberlik iddiasında bulunan bu adam ya doğru söylüyordur ya da yalan söylüyordur. Yalan söylüyorsa da 2 seçenek var: a) ya bilerek yalan söylüyordur( kişisel çıkar ve menfaatleri için) ya da bilmeyerek epilepsi ya da halüsinasyonlar gördüğü için yalan söylüyordur. Bu iddiaları da samimiyet, fetanet ve mucize delilleri bölümlerinde tek tek çürütmüş. Beni etkileyen örneklerden bazılarından bahsedeceğim. Düşünün ki o dönemde yaşıyorsunuz ve tükettiğiniz tek içecek su ve şarap . Başka bir alternatifiniz yok. Şu andaki gibi kahve, çay, limonata vs çeşit çeşit alternatifiniz yok. Böyle bir ortamda içkiyi yasaklar mıydınız? Hem de insanları kendinize inandırıp tarafınıza çekmeye ihtiyacınız varken hangi toplum sudan ayrı tutmadığı çok sevdiği şarabı yasakladığınızda size itaat eder? Eğer bu kişi kişisel çıkarları için peygamberlik iddiasında bulunuyor olsaydı aksine onların hayat tarzını olumlayıp onları yanına çekmeye çalışırdı. Sahabenin böyle bir durumda bile yasak geldiği anda bütün içkilerini sokaklara dökmesi başlı başına bir samimiyet delilidir. İkinci bir örnek olarak Hz Peygamber neden atalarının ateşte olduğunu söyleyerek akrabalarını rahatsız etsin? Üstelik ölmüş kişiler hakkında cennette demek çok daha kolayken. Menfaati neydi? Menfaat peşinde koşan bir siyasetçi olsanız toplumun çoğu tarafından değerli olan şeyleri yok ederek mi hedefinize ulaşmaya çalışırdınız? Samimiyet delillerine sayısız örnek verebiliriz ama bunların yeterince açıklayıcı olduğu kanaatindeyim. Fetanet delilleri bölümünde Hz Peygamberin neredeyse aşağılık konumunda olan bir toplumu 23 yıl gibi kısa bir sürede kökünden değiştirdiğini anlatmış. Kılıç tutmayı bile bilmeyen savaştan anlamayan bir toplum nasıl kıtalara hükmeden bir topluma dönüştü? Devlet anlayışı değil de kabilecilik anlayışının yaygın olduğu Araplarda nasıl oldu da İslamiyetten sonra hepsi birlik oldu? Nasıl oldu da çölden çıkan bir topluluk dünyayı bambaşka bir yer haline getirdi? Tüm bunların halüsinasyonlar ya da epilepsi nöbetlerine bağlanması kadar saçma bir şey yoktur. Yazar burada "Ama bunları Atilla ve Napolyon da yaptı" diyenlere o zaman onları deli diye nitelendirmeyip başarılı buluyorsunuz konu peygamber olunca neden karşı çıkıyorsunuz diye cevap veriyor. Ayrıca Napolyonun küçük yaşlardan itibaren askeriyenin ve savaşların içinde olması durumu ve Hz peygamberin komutanlık yaptığı ilk savaşın 53 yaşından sonra olduğunu düşünürsek peygamberin daha başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz :) Mucize delillerinde Rum suresi mucizesi başlı başına bir delildir. Daha fazla uzamaması için detayına girmeyeceğim. Dileyen sadece o kısmı bile okuyabilir. Bu kısımda Tevrat ve İncilden birçok örnek vererek onları kopyalamadığını ispatlamış. Aklı başında olan bir insan o kitapları okuyunca bile ne denli yanlış bilgi içerdiğini kavrayabilir zaten. Kurandaki geleceğe dair gayb haberleri ve doğruluğunu ispatlamış bize. Eğer Kuranın peygamber tarafından yazıldığını iddia ediyorsa bir kişi, bütün bu mucizeleri de göz önünde bulundurarak Hz peygamberin beşerüstü olduğunu da kabul etmek zorundadır. Peygamber de bizim gibi yiyen, içen, alışveriş yapan, nefsi olan bir insanken beşerüstü olduğunu kabul etmek, bu kitabın bir yaratıcı tarafından gönderildiğine inanmaktan çok daha zor olurdu bence. Son olarak kitabı okurken sanki yazarın videolarından birini seyrediyormuş hissiyatı uyandıran bir yapısı vardı. Bu da akıcığı arttırmış ve dili ağır değil herkese hitap eden bir anlatımı var. Rahatlıkla okuyabilirsiniz. Hiç planımda olmayan bu kitabı iyiki okumuşum. Ama tek seferde tam olarak anlaşıldığını düşünmüyorum. İkinci kez okunması şart.
Peygamberliğin İspatıAltay Cem Meriç · İnsan Yayınları · 20251,720 okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.