Puan vermedi·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 06:44
Kitap ilginç bir metindi. Baş karakterin geçmişi hatırlamasıyla açılıyor kitap. " O anda, geçmişi hiç düşünmediğimin, ebedi bir şimdi içinde yaşadığımın ve kendi geçmişimi unutmaya başladığımın farkına vardım. " Yazarın söylediği bu cümle sırtlandı metni benim gözümde. Genelde öyle hayatlarımız yok mu artık? Ebedi bir şimdi içinde yaşamıyor muyuz? En azından ben öyleyim. Günler birbiri ardında, ne salı var, ne pazar, ne bayram ne de tatil. Sadece şimdi var. Neyse baş karakterimiz isimsiz bir kadın. Sonraları herkesin ona "küçük kız" dediğini öğreniyoruz. Zira ilk hatırladığı anılarında bile 39 kadınla beraber bir mağarada parmaklıklar ardında esir olduğu. İsmini, yaşını, ailesini ve hatta ailenin ne demek olduğunu bile bilmiyor. Onunla tanıştığımızda kesin olmasa da ergenlik döneminde, 13-14 yaşlarında olduğunu tahmin ediyoruz. Kadınlar iyi bakılıyor; yemek, ısınma konusunda sorun yok. Ama devamlı kilit altındalar. Ve başlarında gezen hiç konuşmasalar da kendilerini öldürmek te dahil her yaptıklarına karışan gardiyanlar tarafından kontrol ediliyorlar. Hiç biri sözlü ve ya fiziksel tacize uğramıyor. Minik bir spoiler gireceğim buraya bilginiz olsun. Altmışlı sayfalarda bu kırk kadın hapis oldukları yerden bir şekilde kaçıyorlar. Asıl kitap bundan sonra başlıyor. Okuması zorlu ama akıcıydı. Metnin çoğu kızın iç sesinden ibaret. Normal hayata tamamen yabancı, hiç özgür yaşamamış, kelime dağarcığı kısıtlı karakterimiz bu beklenmedik özgürlükten sonra her basit şeyi öğrenirken senelerdir niye orada kilitli olduklarını, şimdi ne olduğunu, diğer kilitli kadınların ve bazen de erkeklerin olduğu mağaraların toplamda ne kadar olduğunu sorgulayıp duruyor. Maalesef baş karakterimiz gibi biz de bunların sebebini asla anlayamıyoruz. Aslında burada kitabın niye bu kadar yorucu olduğunu da belki anlatabilmişimdir. Yani sebep yok, sonuç yok, gelecek yok. Kitabın en başında da kızın kendi hayatı için söylediği gibi kitap ta "ebedi bir şimdi"den ibaret. Seneler boyunca gezerek bir insan, bir hayvan, bir sebep arayan karakterimiz hayatının sonunu beklemek için yerleşik hayata geçip kitabı kendinden sonra gelebilme ihtimali olanlar için ele alıyor. Aslında bendeniz yalnızlığı seven bir insanım. Ama kitabın başında " Gerekirse nefes almayı keserim. Bu bir irade meselesi olmalı, kalbimizi atmaktan alıkoyabileceğimize eminim. " diyerek ateşli tepkiler veren karakterimiz kitabın sonunda; "Yazmaya başladım, kağıtları doldurdum, istifledim ancak kimse okumadığından hala 'yok'um. " diyecek kadar umutsuz ve vazgeçmişti. Dramatik bir anlatım olduğundan demiyorum, son derece gerçekçi ve duygulardan uzak yazılmıştı. Ki karakterimizin baştan beri olan yapısını düşünürsek çok anlamlı olmuş. Yine de üzücü bir kitaptı. Üzücü olması sonunun üzücü olmasından de değildi üstelik. 12 yaşlarında neden olduğunu bile bilmediği bir esaretten nasıl olduğunu bilemeden kurtulan ve yaklaşık 50 yıl boyunca yürüyerek yol kateden; arkadaşlarını ve bir yerde tanıdığı ve hatta tanımadığı tüm insanları kaybeden bir kadının yapayalnız öyküsüydü okuduğum. Gerçekçi, komik, ilginçti elbette ama çoğu zaman yalnızlık ve hüzün doluydu. Yapacağınız mini bir mutluluk küründen önce ya da sonra okumanız tavsiye olunur. Ki yan etkilerini kolayca atlatabilesiniz. Gönül rahatlığıyla ve üstteki reçeteyle tavsiyemdir.
Erkek Nedir Bilmeyen BenJacqueline Harpman · Can Yayınları · 202655 okunma
·
387 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.