Gönderi

Sürdürülebilirlik..
Sürdürülebilirlik... Aklıma ilk gelen şey: Her koşulda devam edebilmek. Hava yağmurluyken de, gözlerin nemliyken de. Uykusuzken veya çok mutluyken. Hiçbir şey yapasın yokken ya da dünyayı fethedecekmiş gibi hissederken o eylemi sürdürebilmek. Hep şunu düşünürdüm: Bir şey bulacağım, bir hamle yapacağım ve hayatım tamamen değişecek. Bu tam bir illüzyon. Hayatta tek bir olayla her şeyin kalıcı olarak değiştiğini kaç kişide gördünüz? İhtimali imkânsıza yakın olan piyangoyu kazananların bile eski finansal durumlarına, hatta daha da dibe vurduklarını hepimiz duymuşuzdur. Çocukluğumda televizyonda veya gazetelerde hep böyle haberler çıkardı. Durumu asıl değiştirmeyen şey neydi? Sadece bir mucizeden medet ummak. Nasıl ki tek bir olumlu hareket hayatımızı bir anda zirveye taşımıyorsa, tek bir olumsuz olay da hayatımızı tamamen mahvedemez. Önemli olan, seni hedefine götürecek o olumlu eylemlerin sürekliliği ve çokluğudur. O yüzden bir şeyin gizli sırrını aramayı, o kusursuz formülü bulmayı ya da kimsenin göremediği şeyleri fark etmeye çalışmayı bırak. Sadece yapabildiğin ve sana uygun olan o adımları atmaya devam et. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Başarı veya istediğin o şeye ulaşmak; aslında onlara nasıl baktığınla ve o yolu nasıl yürümeyi seçtiğinle alakalı. Bu da kendime notum olsun.
··
4.032 Gösterim
8 Yorum
Çok güzel, çok beğendim hatta tekrar paylaştım. Son paragraf ise tam bir terapi seansı gibi olmuş. Bu bir kitaptan alıntı mı yoksa sizin kendi düşünceniz mi merak ettim? İlk önce alıntı zannettim sonra kitap ismi göremeyince yorumu düzelttim. Teşekkürler🌸
Önceki 1 yanıtı göster
V.V. Ne kadar güzel, farkındalığı yüksek insanlar kendilerine sık sık not bırakırlar, ben de yapıyorum. Bazen bir şiir bazen de alıntı kendimi bana hatırlatıyor. Bu arada kendi düşünceniz olduğundan yola çıkarak söylemek isterdim, kaleminiz çok güçlü. Tebrikler.
İstikrar mühim.
Yani hayat aslında düşsende aynı istek ile yeniden kalkıp yoluna devam etmekte gizlidir diyebilir miyiz? Yani bir anlık olumsuzluk seni yıdırmadığı gibi bir anlık heyecan da seni gaflete düşürmesin ki hedefine gittiğin yolda tökezlemeyesin☺️
kesinlikle öyle. ne için devam ettiğini bilmek ve elinden geleni yapmak, uzun vadede başarı ve tatminin anahtarı.
1 yanıtı göster
Hayat, büyük patlamalarla değil, sessizce ve üst üste eklenen alışkanlıklarla şekilleniyor. Bir gün her şeyin değişeceğine dair kurduğumuz o devasa hayaller, aslında bugün attığımız o küçücük ve 'önemsiz' görünen adımların içinde gizli. Zirveye ulaştıran şey bir sıçrayış değil, yorgun olsak da, gökyüzü bulutlu olsa da o yolu yürümeye devam etme iradesidir. Mucizeyi dışarıda aramak yerine, her gün aynı kararlılıkla eylemine sadık kalan insanın o sarsılmaz disiplininde aramalıyız; çünkü gerçek değişim, anlık parlamalarda değil, sürekliliğin içindeki o sessiz direnişte saklıdır.
güzel bir özet olmuş, sonuna kadar katılıyorum.
Öncelikle çok haklısınız bazı açılardan, ama kendi perspektifimde birşeyler de katmak isterim. Mesela başarmak diyoruz, doktor olmak istiyoruz, istediğimiz bir araba var. Başardık ve istediğimizi elde ettik aşırı tatmin hissettik, ne olacak? Geçecek, mutluluğu geçecek, tatmin duygusu geçecek ve yeni menziller yaratacağız. Öz değişmedikten sonra biçim değişse ne olur ki hocam?
Haklısın hocam, aslında tam olarak dediğin noktada kilitleniyoruz. Çoğu kişi başarıyı bir 'durak' sanıyor. Oraya varınca otobüsten inecek ve sonsuza kadar huzur içinde bankta oturacakmış gibi bir illüzyon bu. Şöyle düşün:çok susadın ve hayalin o bir bardak buz gibi suya kavuşmak. Suyu içtiğin an o 'aşırı tatmin' dediğin şey en fazla 30saniye sürer.Sonra bardak boşalır, susuzluk gider ve sen yine sen olarak kalırsın. Eğer bütün motivasyonun sadece o son yudumsa, bardağa ulaşana kadar çektiğin yol sana zulüm gelir. Su bittiğinde ise kocaman bir boşlukkalır. İşte 'sürdürülebilirlik' dediğim şey burada devreye giriyor. Eğer hedefi sadece bir nesneye, bir unvana veya bir rakama indirgersek, o hedefe ulaştığımız gün aslında 'ölürüz'. Çünkü bizi ileriye taşıyan yakıt biter. Asıl mesele doktor olmak değil, 'şifa verme eyleminin' içinde kalabilmek. Asıl mesele o arabaya binmek değil, o yolu gitme becerisini sürdürmek. Eğer rotayı bir şeye sahip olmaya değil, bir şeyi yapmaya ve o eylemin kendisi olmaya kırarsak, o zaman uykusuzken de, mutsuzken de devam edebiliriz. Çünkü o zaman menzil, yolun sonu değil,yolun ta kendisi olur. Öz değişmedikten sonra biçim değişse ne olur diyorsun ya: çok doğru. İşte o 'öz', hedefe varınca hissedeceğin anlık haz değil, o hedefe yürürken dönüştüğün insanın sürekliliğidir.
1 yanıtı göster
Reklam
Hayatın her alanında sürdürülebilirlik 👏👏
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.