Nawal El Saadawi’nin bu kitabını bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, boğazımda düğümlenen o ağır yumru oldu. Kitap, Mısır’ın bir köyünde geçse de aslında adaletsizliğin hüküm sürdüğü her coğrafyanın hikayesini anlatıyor.
Ruhuma Dokunan O Alıntı
Kitabın temel meselesini özetleyen şu satırlar, okurken altını en kalın çizdiğim yer oldu:
"Gerçek, her zaman acı verir ve bizler acı çekmemek için yalanların arkasına saklanırız. Ama Nil, her şeyi bilir. O, hem hayatı hem de ölümü içinde taşır; tıpkı üzerimizdeki bu sahte kutsallık zırhı gibi."
Neden Bu Kitap Beni Bu Kadar Etkiledi?
Bu kitapta beni en çok sarsan şey, "Tanrı" kavramının yozlaşmış otoriteler (Belediye Başkanı, Şeyh, bürokrasi) tarafından nasıl bir korku aracına dönüştürüldüğünü görmek oldu. Kitaptaki karakterler, kendi çıkarları için dini ve yasayı bir kalkan olarak kullanırken, en büyük bedeli her zamanki gibi yoksullar ve kadınlar ödüyor.Bu romanı okumak, aynada kendimize ve içinde yaşadığımız topluma bakmak gibi. Saadawi, Nil’in çamurlu sularından bir direniş öyküsü çıkarıyor. Eğer sistemin çarkları arasında ezilenlerin sesini duymak ve "kutsal" denilerek meşrulaştırılan adaletsizlikleri sorgulamak istiyorsanız, bu kitap kesinlikle bir dönüm noktası.