Herkese merhabalar
Kitabın Adı: O Benim Abim
Yazar: Kaan Koç
Sayfa Sayısı: 179
@y.kaan.koc
Öncelikle sevgili yazarımın emeğine, yüreğine sağlık. Kalemini o kadar severek okudum ki gerçekten her satırı ayrı bir ders niteliğindeydi. Heyecan dolu, saygının ve sevginin olduğu; kavganın çözüm olmadığını ama insanın kendi adaletini bulmaya çalıştığı bir düzeni anlatan çok güzel bir hikâyeydi.
@gldn_okuyor
Bununla birlikte hepimizin heyecanla okuduğu bu kitap için tekrar emeğinize sağlık. İyi ki denk geldik, iyi ki benim de okuma fırsatım oldu. Çok teşekkür ederim.
@kentkitap
Yayınevine de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Baskısı gerçekten çok güzeldi. Yazım kuralları biz okurlar için çok önemli ve kitap bu konuda oldukça özenliydi. Yazı puntosu gözü yormuyor, sayfalar çok rahat okunuyor. Her satırı ayrı güzeldi, emeğinize sağlık.
Benim yorumuma gelecek olursak;
Okurken sayfaların nasıl geçtiğini gerçekten anlamadım. O kadar güzel bağlandım ki kitabı bırakmak istemedim. Yazı puntosu gözü yormuyor ve oldukça akıcı bir anlatımı var. Okurken kendimi kitabın içinde hissettim; bazen abiler oldum, bazen ablalar oldum, bazen de o evin içinde yaşayan biri gibi hissettim. Karakterleri sanki gözümde canlandırıyormuşum gibi oldu. Açıkçası bir kitabı hissederek okumak bambaşka bir duygu.
Spoilersız kitap yorumu:
Kitaba başladığınızda bir günde bitirebileceğiniz kadar akıcı bir kitap. Bodrum’da geçen sıcacık bir aile hikâyesi diyebilirim. Sıcak sokakları, esnafları, küçük bir kasabanın samimi insanları ve aralarındaki güçlü bağları anlatan içten bir hikâye.
Hikâyede 12 yaşında Olgun adında bir çocuk var. Olgun çok küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiştir. Ancak annesi ve babasının başına gelenlerin kaza mı yoksa başka bir şey mi olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bu durum da hikâyeye ayrı bir gizem ve merak katmaktadır. Olgun sokaklarda yaşayan bir çocuktur.
Bir gün Olgun iki abiyle karşılaşır. Onlardan para isteyen bir çocuk değildir; efendi ve düzgün bir çocuktur. Verilen parayla sadece yemek almak ister.
Bir gün bu abiler eğlenceden çıktıktan sonra aralarında “Sigara almaya kim gidecek?” diye oylama yaparlar ve Görkem seçilir. Görkem büfeye gider, sigaraları alır ve tam o sırada bir ses duyar. İki serserinin bir çocuğa saldırdığını görür. Çocuk parayı vermemek için direnir ve dayak yer. Bunu gören Görkem hemen müdahale eder ve “Ne yapıyorsunuz, bırakın çocuğu!” der. Çıkan arbede sonrası serseriler kaçar. Görkem korkmuş olan çocuğa yardım eder ve onu kucağına alır.
Aslında hikâye tam da bundan sonra başlıyor diyebilirim…
Olgun bundan sonra neler yaşayacak?
Evlerine götürdüklerinde kabul edilecek mi?
Daha fazla anlatmak istemiyorum çünkü kitabın tadını kaçırmak istemem. Ama sıcacık, duygu dolu ve insanı içine çeken bir hikâye okumak istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Ve beni en çok mutlu eden detaylardan biri de sokak hayvanlarıydı. Bir hayvansever olarak onların canının yanmasına dayanamam. Evimde 2 köpek ve 3 kedim var. Kitapta sokak hayvanlarına mama almak için para ayrılması beni çok duygulandırdı.
Alıntılar
“Acaba toprak altta yatana mı, yoksa başında dua edene mi daha ağırdır?”
“Soyuma yazdım bu manileri, masalları… Ama soyumda göremiyorum ki sanat kafiyeleri.”
“Çünkü bazen hayat en büyük vurgunu paradan değil, paylaşılan bir kaderden yana yapar.”
Şimdi soru tek:
Hayatta kalmak mı, yoksa birbirini korumak mı?
Çünkü bazen bir cümle her şeyi açıklar:
“O benim abim.”