İclal Aydın
İclal Aydın’ın Bunu Sen Oku kitabı, bir hayatın dışarıdan anlatılmış hikâyesinden çok, insanın kendi kalbine tuttuğu bir ışık gibi. Bu kitapta İclal Aydın yalnızca yaşadıklarını değil; yıllarca içinde taşıdığı özlemleri, kırgınlıkları, korkuları ve umutları da büyük bir samimiyetle okura açıyor.
Satırlar arasında en çok hissedilen duygu, babasına duyduğu derin özlem ve kırgınlık. Bazen bir çocuk gibi içinden geçenleri söylemek ister gibi, bazen de gökyüzüne bakıp “Uçak babama selam söylesin” der gibi yazıyor. Bu özlem, kitabın pek çok sayfasında ince bir sızı gibi dolaşıyor.
Annesine gelince… Onunla hesaplaşmaktan çok, zamanın ve yalnızlığın içinde ağır ağır geçen hayatına duyulan bir merhamet var. İclal Aydın, annesinin son günlerinde yanında oluşunu anlatırken insanın kalbine dokunan o sessiz vefa duygusunu da satırlara bırakıyor.
Kitap boyunca İclal Aydın kendi zaaflarını, yanılgılarını ve kırılganlıklarını saklamıyor. Parasızlık günlerini, uğradığı ihanetleri, karşılaştığı vefasızlıkları anlatırken; hayatında kalan ve ona iyi gelen insanlara duyduğu şükrü de unutmuyor.
Bir anne olarak kızına dair içinde taşıdığı umutları ve aynı zamanda anneliğin o derin korkularını da dürüstçe paylaşıyor. Çünkü bu kitap, kusursuz bir hayat hikâyesi anlatma çabasından çok, insan olmanın kırılgan tarafını kabul eden bir anlatı.
Ve kitabın adı Bunu Sen Oku olsa da, bana kalırsa İclal Aydın’ın seslendiği “sen” belki de bir başkası değil. Belki geçmişteki kendisi, belki de yıllardır susturduğu iç sesi… Sanki bu kitap, başkalarından önce kendi kalbine yazılmış bir mektup gibi.